Bu ‘eyyam’ değil “cinayettir”. Ayıptır, yazıktır, haramdır. Orhan Can yazdı

Cüneyt Çakır - VAR - Fenerbahçe - Beşiktaş maçı

Gördüğü halde hakemler neden “düdük” çalmaz?

İnsan gördüğü şeye “görmedim” der mi?
Hangi insanlar bunu yapar?

Al sana bir görüntü!
Bunun adı “eyyam” değil “cinayettir”..
Ayıptır, yazıktır, haramdır…

Fenerbahçe – Beşiktaş maçında Beşiktaş sezon başından beri oynadığı kötü futbolun bir başka versiyonunu sergilerken, verilmeyen de yüzde yüzlük 3 penaltısı vardı..

Maalesef her şey Cüneyt Çakır’ın ve VAR hakemlerinin gözü önünde oldu..

Vida’nın, ceza sahası içinde 2 ayrı duran top atışında düşürülmesine ses çıkarmayan hakemler, Fenerbahçe’ye ise ele değip değmediği belli olmayan pozisyonda penaltıyı verdiler..

Her şeyin orta hakemin gözü önünde olmadı ise hak yemenin, kayırmanın en güzel örneklerini teşkil etti..

Misal olarak, atağa çıkan Atiba’nın arkadan müdahale ile yere düşürülmesinde Fenerbahçeli oyuncuya Cüneyt Çakır kart göstermedi.
Oysa kurallar “Sarı kart” diyordu.

Peki neden kart göstermedi hakem, çünkü Fb’li oyuncunun sarı kartı vardı.
İkindi sarıyı gösterse mecburen atması gerekiyordu.

Buna dünyanın her yerinde ‘kayrılma’ veya ‘torpil’ yapmak denirdi..

Bir başka örnek ise, Beşiktaşlı oyuncu ile beraber hava topuna çıkma pozisyonunda gerçekleşti.

Beşiktaşlı oyuncu bir adım önde topa çıkarken arkasında bulunan  Ozan, tufan tüfek mermisi yemiş gibi yere atlayıp çim üstünde kıvrandığı pozisyonda, Beşiktaşlı oyuncular “Görüntüye bak” diye yalvarmalarına rağmen hakem, Beşiktaşlı oyuncuya sarı kart verdi…

Bunun adı da ‘Torpilin, takım kayırmanın’ ağa babasıdır…

Ayıptır, yazıktır, haramdır, kul hakkı yemektir..

Oysa hakem görüntüye baksa, Ozan’a ‘sahtecilikten’ veya kibar adı “aldatma” olan ‘sahtekarlıktan’ sarı kart vermesi gerekirdi..

Ozan’nın golünden önce Caner’e yapılan faulden bahsetmiyorum bile…

Bir başka hakem “hinliğini” de burada illaki yazmak gerekir ki herkes bilsin ve öğrensin nasıl yapılır diye…. Böylece başka yapan olursa “yakalansın” , ipliği pazara çıksın…

O da Beşiktaş’ın kullanacağı “Çift vuruş” pozisyonuydu.

Hakem ‘Barajı’ önce 9.15’te kurdurdu ama belindeki sprey ile işaretlemedi..

Ne oldu, ‘baraj’ yavaş yavaş öne kaydı.

Beşiktaşlıların itirazı ile baraj yine geriye çekildi ama hakem yine spreyini kullanmadı..

Yine 9.15 oldu size 7.15 tabii..

Uganda’da bile bunun adına “Karıncayı öldüreceksin, belini incitmeyeceksin” denirdi..

Şu yukarıdaki fotoğrafa bakın.
Burası FB’nin ceza sahası içi.
Hakem gördüğü halde ‘devam’ diyor.. Sözün bittiği yer budur işte..

Beşiktaş Barcelona gibi demedik.
Tamam sezon başından beri çekirge misali sıçrayarak geliyor.. Ama hak, hukuk denen de bi’şi var birader…

Beşiktaş kötü oynuyor tamam; ama, bu yapılanlar da haram be anam babam.. Kul hakkı yemektir bu..

Haram yiyenin çoluğundan çocuğundan çıksın…

Ama tartışmaya da pek lüzum yok, karanlık odalar bu sene “Futbol ekonomisi” için şampiyonu masa başında belirlemiş..

Ama, sorun şu ki,
şampiyon adayı tüm kaybolmalara rağmen ite kaka gidiyor..

İyisi mi, sonucu şimdiden açıklayın, kupayı da şimdiden verin bari de gönlünü başka renklere vermiş insanların bilet paralarını yemeyin, boşa harcatmayın paraarını…

Haramdır, yazıktır, ayıptır…

Ancak, şunu da belirtmezsek hayatın akışına haksızlık etmiş olunur.

Kaleci ile karşı karşıya kaldığın pozisyonda golü atacaksın arkadaş, atamıyorsan pazarda maydanoz satacaksın..

Ceza sahası içi..
’Çift vuruş’ pozisyonu ama senin önceden çalışılmış bir “taktiğin” yok..
Her şeye “salça” olan Caner, topa “ucunda acuk” yapacak,
öteki (Burak)
“Allah ne verdiyse” diyerek vuracak…

Barajın neredeyse 7.15’e düştüğünü bilerek…

Ha ha, taktik bu mu…
Plan bu mu yani?
Büyük takım böyle mi olur Allah aşkına…

Ah ah,
Ahmed Arif’in dizeleri gibi olsun isterim hayat, olmaz ama…
Hani diyor ya şair;
“Vurulsam kaybolsam derim,  
Çırılçıplak, bir kavgada,  
Erkekçe olsun isterim,
Dostluk da, düşmanlık da.
Hiçbiri olmaz halbuki…”

Evet, maalesef bu işler erkekçe olmuyor…
Hele hele bu hakemlerle hiç olmuyor..

Ahlak, haksızlık kime yapılırsa yapılsın “Haksızlık yapıldı” diyebilmektir..

Ahlak, her koşulda her türlü haksızlığa karşı çıkmaktır…

Ahlak, haksızlık rakibinize de yapılsa “Haksızlık” diye söyleyebilmektir..

Ahlak, yapılan ‘haksızlık’, senin işine geliyor diye susmamak, kabul etmemektir..

Eski Türkiye’nin güzel bir alışkanlığı, şimdilerde unutturulan ‘Eve helal ekmek götürmek’ gibi güzel bir ahlak anlayışı vardı..

Çünkü adalet, bir gün herkese lazım olacaktır..

Bu yüzden adalet dağıtıcılarının herkese eşit mesadeki bir uzaklıkta durması gerekir..

Bu olursa, Kayseri’nin de Erzincan’ın da Rize’nin de Trabzon’un da Dersim’in de Bursa’nın da vs vs hakkını korumuş olursun…

Neyse anam babam,
iki gözüm..
OC kaçar..
En kalbi muhabbetlerimle…
Ben CAN; Orhan Can…

Fotoğrafta Fenerbahçeli futbolcuyu belinden sıkı sıkıya sarıldığı Beşiktaşlı futbolcu Vida’yı ters salto ile mindere atma denemesi yaparken görmektesiniz..

Güreşte bu kural süper puan getiriyor.. Hakem de bunu biliyor  devam diyor.. Canım hakemler…

Görüldüğü gibi Fenerbahçeli futbolcu ceza sahası içinde Beşiktaşlı futbolcunun formasına asılmıyor, onu çekmiyor “denize olta atıyor”.. Bu yüzden penaltı vermiyor hakem beyciğimiz..

Alaaddin Orhan
Arka Güverte – Orhan Can