BÜYÜK ZAFERLE MERHABA.. Cengiz Kahraman yazdı..

Cengiz Kahraman

BÜYÜK ZAFERLE MERHABA

Merhaba anne..

Merhaba baba…
Merhaba Semerci Fikri…

Merhaba çocukluğum…

Merhaba çember çevirdiğimiz toprak kokan sokaklar…

Merhaba afilli tel arabalarımız, mile, gıdala, siğnebit, gazoz kapakları, düğmeler, merhaba.

Kara kışın Zemberekli havalı kaykıları,

Yazları Gazozz buzzzz!!!“32 dişe keman çaldıran soğuk suu diye bağıran çocuk merhaba.

Şimdi yoklar biliyorum, sinemalarında tanıdığım, Fikret Hakan, Tamer Yiğit, Yılmaz Güney, Ekrem Bora, Erol Taş, İzzet Günay, Sadri Alışık, Cilalı İbo, Aliye Rona, Nebahat Çehre, Fatma Girik, Türkan Şoray, iyi kötü çirkin adamlar merhaba.

Semerciler, bakırcılar, nalcılar, terziler, saatçılar, saraçlar, destancılar, celepler merhaba.

Okul çıkışları çıraklık yaptığım Saraç Zeki, usta merhaba.

Bağlar, Avutmuş, Kadıoğlu, Tamzara merhaba.

Çocukluğumum en iyi pastacısı koç emmi, gasteci Talat amca, fotoğrafçı Kör Hasan merhaba.

Deli Pepe, Zurnacı Nail, Guduzların Tahsin, CamışınKazım, Göçlerin Memmed, Kürt Hamzanın Nuri, Şıhbekirin Mustafa, Lalukiseyin Ayhan, Tıhtığın Tahsin, Saatçilerin Ahmet merhaba.

Yaylalarında güttüğüm Sarı öküz, kokusu burnumda hala tüten tezekler merhaba.

Karatutlar, beyaz tutlar, kirazlar, elmalar, kayısılar, kızılcıklar, iğdeler, daumlar, çağlalar, ağaçlar, kuşlar, hava su merhaba.

Loş ışığında ders çalıştığımız gaz lambaları, lüküsler, ajansları dinlediğimiz transitörlü radyolar

12 Eylül’ün faşist uygulamlarına direnen işkencelerden geçen Mehmet Yeles, o günkü kadrolar merhaba.

Onurlu bir gazete kuran ve yaşatan Mahmut Yeles, Ali Özdemir, Ahmet Yeles merhaba.

Hayat yolunda önümü aydınlatan İstiklal İlkokulu, Tezer öğretmenim merhaba.

Akrabalarım, çocukluk arkadaşlarım. arkadaşlarımmerhaba.

Çeşitli uygarlıklara ev sahipliği yapmış yolu ipek olan (!) kadim memleketim Şebinkarahisarım merhaba.

Şarkılardaki gibi, unuttum sanma sakın, taht kurmuşsun kalbime en derin yerindesin…

Karabayır’dan ağrı taaa Ankaralara, İstanbullara götürdüğüm çocukluğum merhaba..

Biz büyüdük ve kirlendi dünya…

Sevgili Şebinkarahisar seni unuttuk sanma. Senin yaşadığın depremleri, yangınları yaşadık körpe yüreklerimizde. Acılar, hasretler, keybettiğimiz arkadaşlarımız.

Yeraltı ve yerüstü zengin memleketim. Arşa uzanan o kalelibaşını yere eğdirmedik.

Aziz Nesin gibi, İdil Biret, gibi, Ara Güler gibi, Kemal Tahir gibi, Mithat Özsan ve kardeşleri gibi, Hayri, Zahir Bakıcı gibi, Kör Durmuşlar, Dursun Özbekler, Sefer Sucular gibi, Avni İşcanlar, dernek ve vakıf başkanları gibi, Tayfun Yüceller gibi, Hayrettin, Nurettin, Selehattin Parlakyıldızlar gibi, Şükrü Gençler, bilim insanları gibi….

Hala 18 yaşında olan Erdal Eren gibi…

Herslenme, ekis yapma!

Biliyorum dertlisin, adının kara olmasına hayıflanıyorsun yapma. Biz senin karar taşlarından bakır renkli yüzünden aydınlığa doğru yol aldık. Öyle bir ufka dalardik ki seni seyrederken  haşin tabiatında kaybolurduk. Yıldızların ısıtırdı geceleri bizi…

Sanma buralarda keyfe daldık. Bir memleket derdinin içinde bulduk kendimizi. Okuduk, okuttuk, Teslim olmadık bu koca kentlere.
Yenilmedik. Kapılmadık büyüsüne…
Kentli olduk ama seni, değerlerini, geleneklerini, hepimizi sana çeken her birimizin anıları, hüzünleri olan o hartamalıevlerini, konaklarını, taşlı topraklı yollarını, türkülerini, oyunlarını unutmadık.

ATA mızı Babamızı unutmadık.

Ankaralılara, İstanbullulara hep seni anlattık usanmadan. Anlattık da!

Haklısın! Koruyamadık değerlerini, hikayelerini beton molozlarına gömdük göz göre göre.
O yüzden kızgınsın.

Betonla çevrildin nefes alamıyorsun hemi!

Tek iyi yanın ne biliyor musun havan yerinde, suyun içilir, toprağında babam çıksa yenir.

Bari onlara sahip çıkındiyorsun duyuyorum.

Havalısın dediysem şımarma.
Amma illa şımaracaksan havanı atacaksan; “Benim adımı ATAM Mustafa Kemal Atatürk” koydu. İsim babam ATAM diye şımar be…

Bak yıllar sonra geldik işte…

Dertleşmeye derine derman olmaya…

Artık seninleyim Yeni Şebinkarahisar’dayım.

Yeni Şebinkarahisar gazetesi 62 yıl kesintisiz yayında. Gazetenin ilk sayısında takvim yaprakları 23 Ocak 1958’i gösterir. Fiyatı 10 kuruştur.

Gazete deyim yerindeyse Şebinkarahisar’ın kara kutusudur.

Bu arada ne yazsam hep karayla başlıyor. Hadi Hayırlısı.

Gazetenin kurucularından Ali Özdemir ki; ondan sonraki yazılarımda bahsedeceğim.

Çıkarken başlıklı ilk yazısında şöyle demiş;

Bir memleket gazetesi niçin çıkar?…

Ben de soruyorum, bir memleket gazetecisi niçin yazar?

Göreceğiz…

Sevgi ve hasretle… Büyüklerin ellerinden Küçüklerin gözlerinden öperim…

Bugün Zafer günüdür. Bu toprakları vatan yapan başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere silah arkadaşlarına, kahraman şehitlerimize buradan bin selam olsun.

Hepimizin Zaferi, 30 Ağustos Zafer Bayramı Kutlu olsun.

…….

Milletin iradesini ve kurtuluşunu her şeyin üzerinde tutanSivas Kongresi’nde ortaya çıkan ruh, bugün hepimize rehberolmalıdır. Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzereKurtuluş Savaşı kahramanlarımızı minnetle anıyor, azizhatıraları önünde saygıyla eğiliyor.

SİVAS KONGRESİ’nin 100. Yılını kutluyorum.

Cengiz Kahraman

Kaynak:

http://www.yenisebinkarahisar.net/kose-yazilari/buyuk-zaferle-merhaba-1170.html

Cengiz Kahraman