Oysa ki.. Hülya Hanım biz sizi.. Zafer Arapkirli yazdı

OYSA Kİ…
Biz sizi, Avşar Kızı Hülya’dan çok farklı bir yere koymuştuk Hülya Hanım.
60 yılların, bizim toplumsal katmanımız için kültür-sanat mabedlerinden sayılabilecek, o cânım Beşiktaş’ın o cânım yazlık sinemalarından “Kamburun Bahçesi”nde ya da Suat Park’ta tanışmıştık. Hangisiydi tam hatırlamıyorum. Bir yaz gecesiydi.
Siz, bizim için “(Sultan) Türkan Hanım’ın, (Zarif) Filiz Hanım’ın, (Erkek) Fatma Hanım’ın, (Asil) Belgin Hanım’ın” yanında apayrı bir yerdeydiniz.

Evimizin ablası, hanımefendilerin hanımefendisi Hülya Hanım’dınız. Hiç unutmam, evimizde aile fotoğraflarının yanında sizin de bir gelinlikli (bilmem hangi filmden) fotoğrafınız vardı çerçeve içinde.. O derece yani..

“Vurun Kahpeye”de ağladık sizinle birlikte, “Kınalı Yapıncak”ta iyice bir empati yaptık, “Üç Arkadaş”ta hem güldük hem ağladık. “Hıçkırık”, “Gül Ağacı”, “Dudaktan Kalbe”, “Yıldızların Altında” ve niceleri…
Hepsinin yanına öyle yakıştınız ve öyle güzel oynuyordunuz ki…
Ayhan Işık’ın da, Cüneyt’in de, Çirkin Kral Yılmaz’ın da, Ekrem Bora’nın da, Ediz Bey’in de, Kartal Tibet’in de… Hepsinin.

Değişmeyen bir tek sizdiniz. Evimizin kızı olmasını, en azından komşumuzun kızı olmasını isteyecek kadar zarif bir Cumhuriyet kızıydınız. Laik Türkiye’nin, örnek kadın sanatçılarındandınız.. Hiç bozulmadınız. Bozamadılar sizi.. “Futbolcu Selim”le evlendiğinizde herkes bir şaşırdı. Ama biz biliyorduk Selim Bey’i de.. Dünya Efendisiydi o da.. Rahmetli Babam’ın Teşvikiye’den yakın dostu arkadaşıydı. Fenerbahçeliydi ama Babam’ın en iyi dostlarından biriydi.

Akşamları Selim Abi’lerin dükkanına uğramadan edemezdi. Ezeli rekabet ve ebedi dostluğu ben onlardan öğrendim.
Magazin basını avuçlarını yaladı on yıllarca “Bir faul bulabilir miyiz? Bize bir ekmek çıkar mı acaba?” diye evliliğinizden. Asla çıkmadı. Hep o “güzel kadın ve güzel adam” olarak kaldınız. Çünkü bu ülkenin güzelliklerini temsil ediyordunuz. Siz laik Türkiye’nin güzel ve hanımefendi sanatçısı..

Sonra bir ara siyasete atıldınız. ANAP’tan İzmir Milletvekili ve Belediye Başkanı (o dönem röportaj yapmışlığım da vardır sizinle) adaylıklarınız. Tutmadı. Sizin üzerinize ne mutlu ki, yapışmadı. Zaten biz hiç yakıştıramadık.
Kameralardan filan hep uzak durdunuz. Kızınız torununuz damadınız filan sizden çok konuşuldu. Ama siz hep Selim Bey ile köşenizden fazla çıkmadınız.

Bugünlerde de, bu iktidar devrinde de çıkmayaydınız ya Hülya Hanım. Ne gerek vardı böyle Saraylar maraylar?.. Ne gerek vardı Sarayların marayların hoşuna gidecek söylemlere? Neden yani?

Sizi hep Beşiktaş’taki o “Kamburun Bahçesi” yazlık sinemasının perdesindeki gibi “Beyaz, Bembeyaz” hatırlasaydık.. “AK” değil.. Ne vardı yani?

Zafer Arapkirli

 

Patreon üzerinden desteğinizi bekliyoruz.