Kira sorunun Babilliler 3759 yıl önce çözdü.. Bab-ı Ali’nin Orhan Abisi Orhan Erinç’ten nefis bir hatırlatma

Orhan Erinç - Muazzez İlmiye Çığ - 2014 yılı - İlmiye Çığ 100 yaşında
KİRA SORUNUNU BABİLLİLER 3759 YIL ÖNCE ÇÖZDÜ BİZ HALA UĞRAŞIYORUZ
Eskiden benzer gelişmelere; galiba yanlış sözcük kullandım geri gitmelere demeliydim, şaşırırdım. O kadar benzerleri yinelendi ki kanıksamak zorunda kaldım.
Pek çok sorunumuzdan biri de kira.
AKP iktidarı 2022 yılı nisan ayında 2021 yılı nisanında evini kiraya vermiş olan ev sahibine diyor ki “Kirana yüzde 34,46 zam yapabilirsin.” Sonra da bizim gibilere dönüp hayret gösterisi yapıyor; “Yahu bu kiralar niye bu kadar çok artıyor?”
Yürürlükteki kurala göre kira artış oranı Borçlar Yasası’nın 344’üncü maddesi gereğince bir önceki kira yılının tüketici fiyat endekslerindeki 12 aylık ortalamaya göre belirleniyor.
Ama bir ayrık durumu da var “Ev sahibi ile kiracı başka bir şekil için anlaşmamışsa”
Herkes TÜİK’in enflasyon oranlarını düşük açıklamasından yakınıyor ama kiracılar yatıp kalkıp dua etmeliler. Kiraları denetlemeye niyetlenen yetkililer de andığım ayrık durumu anımsamalılar.
***
Baktım ki kimse yapmıyor, pek çok işsiz gazeteci gibi Facebook’da mesleğini sürdüren eski bir ekonomi gazetecisi olarak iş başa düştü deyip bir çizelge hazırladım.
Örnek olarak da 2017 yılının nisan ayında kiraya verilmiş bir evi alıp kirasını TÜİK’in açıklamalarına göre 2022 yılına getirdim;
Kira yılı Zam oranı Aylık zam Aylık kira (lira)
2017 Nisan 0,0 100,00
2018 Nisan 29,88 29,88 129,88
2019 Nisan 29,88 37,51 167,39
2020 Nisan 13,33 22,31 189,70
2021 Nisan 29,88 56,68 246,38
2022 Nisan 34,46 84,90 331,28
100 liralık kira beş yılda 331 lira olmuş. Ev sahiplerinin insafından söz etmeye kalkışmak da yanlış olur. Çünkü devlet öyle istiyor. Değerlendirmesini lütfen siz yapın. Peki 2022’de en az beş yıllık binanın kirası 331 lira iken son teknolojiden de yararlanılarak 2022’de bitirilmiş bina 331 liraya kiraya verilir mi?
Bu çizelgeyi zam yöntemini anlatmak için sembolik bir kira olarak 100
lirayla yaptım. Ancak kazın ayağı öyle değil.1917 Nisanında 1000 liraya kiralanan bir dairenin kirası 2022 Nisanında kabaca bir hesapla 3 bin 312,80 lira,2000 liraya kiralanmışsa 6 bin 625,60 lira. Şayet 3000 liraya kiralanmış ve fırsat bulunup da değiştirilmemişse ayda 9 bin 938,40 ödemek gerekiyor. Kamu eliyle çok aşırı ( fahiş ) kiranın dik alası.
AKP’nin cicim yıllarında üretici fiyat endeksi tüketici fiyat endeksinden daha düşüktü ve kira zam oranları ÜFE ortalamasına bağlanmıştı. Ama sonraki yıllarda AKP çark edip TÜFE’ye döndü; artık o da kâr etmiyor.
***
Adalet ve Kalkınma Partisi kimi çevrelere para saçmaktan kaçınmıyor ama ev sahiplerine gelince 2022 yılında ödenecek kira vergisinden bağışık tutarı 7 bin lira olarak yani aylık kiranın 583 lira 33 kuruşu olarak belirlemiş. Büyükşehir belediyelerinde emlak vergisi iki kat fazla ödendiğinden aylık kiranın yarısı emlak vergisine gidiyor. 2022’de emlak vergisi tutarı yüzde 18,1 oranında zamlandı. Kiranın iki aylık kadarını da Gelir Vergisi götürüyor. Yöneticilerimiz uymuyorlarsa da ev sahipleri andığım ödemeleri de kiracısına yıkmakta sakınca görmüyor.
***
Bizimkiler “Acaba ne yapsak da kiradaki yüksek artışları engellesek?“ diye düşünedursunlar Babilliler kira sorununu tam 3759 yıl önce kurala bağlayıp çözmüşler.
Kira sorununu çözmek için bulunacak her yöntem, sadece soruna yeni bir boyut kazandırmaktan öteye gidemez. Pek çok sorun gibi kira sorununun çözümü de enflasyon ve faizle zıtlaşmaktan vazgeçmeye bağlı derim.
Kira tutarları

generic levitra

, muhabirlik yıllarımda da ülke sorunlarından biriydi. Pek çok konuda olduğu gibi bu konuda da İstanbul Arkeoloji Müzeleri Uzmanı Muazzez İlmiye Çığ Hanımefendiden yardım almıştım. 59 yıl olmuş. Kendileri 49, ben 27 yaşındaymışım. Muazzez İlmiye Hanımefendi 108’ini sürüyor. Bu vesile ile kendilerine katkıları için bir kez daha şükranlarımı sunuyor, gönüllerince geçecek nice yıllar diliyorum.

***
Aşağıda sunduğum bölümü Cumhuriyet Gazetesi’nden aktardığım “Bir Arpa Boyu” kitabımdan aldım. Kitabın amacı daha önce yazılmış konuları baskı yılı olan Mart 1996 yılına kadarki durumları ile yansıtmaktı.
Bugün de sizleri 3759 yıl önceye götürüp bugüne getirmeye çalıştım.
***
Yukarıdaki yazıyı dün 19.00 dolaylarında bitirdim. Ancak 20.40 sıralarında TV’de bir alt yazı gördüm. Yüksek kira isteyen ev sahiplerinin şikayet edileceği bir telefon hattı açılacağı duyuruluyordu.
Ne işe yarar bilemem. Ama kiranın beş yılda üç katından fazla artmasını sağlayanlar (!) için de bir şikayet hattı açılsa iyi olmaz mı? Çocukluğumuzda “Köpeksiz köy bulmuşlar değneksiz geziyorlar” diye bir tanım vardı. Allah’tan şimdi yok.
XXX
KİRA SORUNUNU BABİLLİLER ÇÖZDÜ BİZ ÇÖZEMEDİK
Orhan ERİNÇ
10 Ekim 1963 / Cumhuriyet Gazetesi
Adamlar bundan 3.700 yıl (Evet yanlış okumadınız, dizgi hatası da değil) tam 3.700 yıl önce sorunlarını halledip taşa geçirmişler de biz hala daha “eski kira kanunu, yeni kira kanunu, en yeni kira kanunu, Borçlar Kanunu, Eyvah (!) Kiracılar sokağa dökülecek, hükümet de önlem almadı ki canım” diye birbirimize giriyoruz.
Eviniz mi yok? Yapacağınız şey çok basit. Biraz çamur, bir fırın ve bir çiviniz oldu mu iki nüshalı bir kontrat yapıp istediğiniz evi rahat rahat kiralayabilirsiniz. Ama tabii Türkiye’de değil de milattan önce 1700 yıllarında Babillilerin yaşadığı yerlerde.
Kral Hammurabi (biz hala “kanun, kanun” diye uğraşaduralım) ünlü kanununda, kira ile ilgili maddeleri sıralayıvermiş bile. Kiradan sonra bina ile alakalı diğer hususları da ihmal etmemiş. Çamurdan yapıp pişirdiği ve çivi ile yazdırdığı kanun kitabında (!) inşaatçıların hileye sapmalarını önlemek için de demiş ki:
“Eğer bir mimar, bir şahsa bir ev yapar da sağlam olmadığı için yıkılırsa ve bu suretle evin sahibinin ölümüne sebep olursa kendisi de öldürülecek, sahibinin oğlu ölürse mimarın da oğlu öldürülecek, kölesi ölürse yerine başka bir köle verilecek, eğer eşyalara ziyan yapmışsa bütün eşyaları tazmin edecek ve evi sağlam yapmadığı için yıkıldığından tekrar onu yapacak ve ev sahibinden para istemeyecektir.”
Peşin kira usulü değişmiyor
Aradan binlerce yıl geçmiş, kira kontratlarının yazılma şekli değişmiş, fakat ev sahiplerinin peşin kira alma alışkanlıkları devam edegelmiştir. İşte, milattan önce 1750 yıllarında Sipar şehrinde, Akatça yazılmış bir kontrat bunu ortaya koymaktadır.
“Güneş Tanrısı Rahibesi Ribatum’un evini, Nuralişu’nun oğlu, Nurşuburnazir 1 seneliğine kiraladı. 1 senelik kira bedeli olarak 3 şegel (25 gram kadar) gümüş verecek. Bir senelik kira bedeline mahsuben 1.5 gin gümüş vermeyi de kabul etti. Tiru ayının başında taşındı. Ayrıca senede Güneş Tanrısına ait 3 bayramda bir parça et, 10 sila şarap götürecek.”
Kontratın altında iki şahidin imzası ve tarih var: Hammurabi’nin 36’ncı senesinin birinci ayı.
Bir de not eklemiş ev sahibi, tıpkı bugünküler gibi: “Peşin verilen gümüş için kiracı, ev sahibini Krala şikayet edemez. Eğer ev sahibi, kiracıya evden çık derse peşin verileni iade edecektir.”
… Ve kira tespiti
Hani şu kira tespitinde bina maliyetinin 10 yıla bölünüp kiraya esas alınması konusu var ya. Onu bile milattan önce 1750 yılında halletmişler. Bizde olduğu gibi, “6 misli, 55 misli, hayır yüzde eksiği” diye çıkmaz münakaşalara saplanacaklarına, esaslarını bir taşın üzerine geçirmişler, sonra da oturup anlaşma yapmışlar:
“İkunpiadat’ın ve Pirhum’un çocuklarının evinin caddesi yanındaki yarım asırlık arsaya Silliişter bir ev yaptı. Ev bedeline karşılık 10 sene kirasız oturduktan sonra çıkacak. Ev ve eve ait masraflar hakkında, hiçbir iddiada bulunamayacak.”
Bütün bu saydığımız sapantaşından kaldırımtaşına kadar taşlar… Pardon… kanunlar, kontratlar var ya İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin Sümer, Hitit ve Akatça yazılmış çivi yazılı tabletler arşivinde duruyor. Hepsi 70 bin tane. Yurdun muhtelif yerlerinde yapılan kazılardan çıkarılıp da yurt dışına kaçırılmamış olanlar sadece bunlar.
İçlerinde alındı makbuzları, yolluk makbuzları da var. Diğerleri gibi bunlardan birinin tercümesini de Muazzez Çığ Hanım’dan rica ediyoruz. “2 mana (ortalama 900 gram kadar) bakır ki onun kıymeti 1 gin (8.8 gram) gümüştür, bunu Urunskyu’dan Lugalmagurre 11’inci ayda aldı. Kral Amassi’nin ikinci senesinde.”
Üzülmeye değmez
Belki kira sorununda “3700 yıl önce yaşayanlar kadar bile olamadık” diye hayıflandınız. Ama ceplerinizi karıştırın, nüfus kağıdınızı, not defterinizi, vesikalık fotoğraflarınızı, kartvizitinizi, damga pullarını, elektrik, su, bekçi makbuzlarını, ortaya dökün, sonra bu kırtasiyeciliğimizle 3700 yıl önce yaşamış olsaydınız taşıyacağınız taşlar için tutacağınız hamalları düşünüp Tanrıya şükredin ve biraz olsun rahatlayın…
***
(Söyleşiyi kitaba aktarırken eklediğim özet bölüm.)
Yıl 1996. Aradan 33 yıl daha geçmiş. Başka bir deyişle Babillilerden 3746 yıl sonra da kira sorununa bir çözüm bulamamışız.
Kira sorununu Borçlar Yasası’nın kimi hükümleri ile çözümleyemeyeceğimizin ayırdına ancak 1 Haziran 1955’te varmış ve 6570 sayılı “Gayrimenkul Kiraları Hakkında Kanun”u yürürlüğe koymuşuz.
Yasa iki önemli özellik taşıyormuş. Bunlardan birincisi kiraların 1 Haziran 1955’ten geçerli olarak dondurulmasıymış. İkinci özellik de kiraların belirlenmesi yetkisinin belediye encümenlerine tanınmasıymış.
Ancak Anayasa Mahkemesi yıllar sonra bu hükümlerle ilgili maddeleri 26 Mart 1963 günü iptal etmiş. Doğan boşluğun doldurulması için de altı ay süre tanımış.
Geleneksel alışkanlığımız ve sorun çözecek yasalara pek iltifat etmeyişimiz yüzünden boşluk yasa ile doldurulamamış. Ve boşluğu doldurmak da zorunlu olarak Yargıtay’a kalmış. Enflasyonun çok yüksek ve kiraların başlangıç aylarına göre de oynak olması yüzünden Yargıtay da kesin bir yargıya ulaşamamış. Kimi zaman ev sahiplerini, kimi zaman da kiracıları koruyup kolladığı yorumlarına yol açan çelişkili kararlar vermiş.
Böylece 25 Ekim 1992 günü yapılan seçimler sonunda kurulan 50’nci hükümete kadar gelmişiz. Seyfi Oktay’ın Adalet Bakanlığı döneminde bir taslak hazırlamış. Amaç boşlukları doldurup, aksaklıkları gidermek. Ama taslağı gören hukukçular biraz şaşırmışlar. Çünkü taslak “yıllık artış oranlarının Başbakanlıkça oluşturulacak Kira Tespit Komisyonu tarafından belirlenmesini” öngörüyormuş.
Anayasa Mahkemesi’nin belediye encümenlerine verilmiş olan yetkiyi iptal ettiğini bilenler, taslaktaki tespit yetkisinin de iptal edilmesi tehlikesinin bulunduğunu da belirterek eleştirmişler. Taslak bu nedenle tasarı haline gelerek TBMM’ye sunulup 23 Aralık 1995 milletvekili genel seçimlerinde kadük olma şansını bile yakalayamamış.
Karamsar olmaya gerek yok. Önümüzde kira sorununu da çözebileceğimiz nice yıllar var.
XXX
Türkiye’deki en şanslı gazetecilerden biri olduğumu düşünürüm. Aynı kişi ile 50 küsur yıl sonra ikinci söyleşiyi yapan varsa biri de benim.

Sayın Muazzez İlmiye Çığ ile 51 yıl sonra ,100 yaşını 2014’deki ikinci bir söyleşi ile kutlamıştık. Fotoğraf da o söyleşide çekilmişti.

Orhan Erinç 

Patreon üzerinden desteğinizi bekliyoruz.