Bugün sizi tam 58 yıl geriye götürüyorum. Orhan Erinç (Orhan Abimiz) yazdı

58 yıl önce - Orhan Erinç
Bugün sizi tam 58 yıl geriye götürüyorum.
İnsanı hüzünlendiren bir haber. Günümüzdeki hayat pahalılığından etkilenen milyonların yaşadıkları gibi ama daha acı verici olanı. Üzdüklerime söz. Cuma günü gülümsetici bir haberle geleceğim.
***
Ustaların, çaylak gazetecilere önerilerinden biri de “Bütün gazeteleri ilanlarına kadar oku” olurdu o zamanlar.
Hem Türkçe sözlük dağarınız artar hem de bilgilenirdiniz. Eğer haberiniz çoğu gazetede olanlardansa, diğer gazeteciler nasıl yazmış, eksik bıraktığınız yerler olmuş mu gibisinden kendinizi denetleme olanağını da bulurdunuz.
Bu öğüdü verdiklerinde bugün yaygın diye tanımlanan gazete sayısı iki elin parmakları kadardı ve hepsi de gazete gibi gazetelerdi.
Şimdikileri gazeteden sayıp da okumaya, sayıları bakımından gününüz yetmez. Türkçenizi de bozarsınız. Ne kadar okuyucuları olduğunu da öğrenemezsiniz. Çünkü hepsinin toplam satışı bile yerlerde sürünüyor. Bu nedenle olsa gerek Basın İlan Kurumu (BİK) haftalık satış ortalaması bilgilendirmesini sonlandırdı. Utandığı için mi, yandaşlara verilen kamu reklamları desteğinin havaya gittiğinin öğrenilmesini istememesinden mi bilemiyorum.
***
Sunduğum haber, bir gazetedeki küçük ilanların arasında rastladığım
bir ilandan yola çıkılarak yazılan bir haber. Gazetenin muhabirlerini kendi gazetelerini okumadıkları için atlatmış olduk.
Benim muhabirlik dönemimde başka gazetede ya da gazetelerde olup da senin ulaşamadığın habere de ”Atlama” denirdi ve pek ayıptı. Sonraki yıllarda ‘her gazetenin kendi haberi olduğu’ yanlışı yaşama geçirildi ve haber atlama da ayıp olmaktan çıkarıldı. Ama olan okurlara oldu. Bilgilenme hakkı ellerinden alındı ve okurlar da kuzu kuzu bu yanlışı ne yazık ki kabullendiler.
( “Yakalara balina” söz dizisi unutulmuş olacağı için açıklık getireyim. Kravat bağlanan gömlek yakaları ya kola ile sertleştirilerek ya da plastik çıkmadan önce balinaların ağızlarında suyu süzmeye yarayan çubuklardan alınan parçalardan yapılan ve yakaya geçirilen ince, yassı gereçlerle sertleştirilirdi. Bunları daha çok da; iskeleler Galata Köprüsü’nün altındayken “Yakalara balina” söylemiyle satış yapanlar satardı )
XXX
YAŞAMAK İÇİN KIZININ TABUTUNU SATIYOR
23 Şubat 1964 / Cumhuriyet
Bu dünya böyledir işte… Kimi otomobil, kimi yakalara balina, Amerikan eşyası ve kimi de Amerikan tabutu satar geçinmek için, yaşayabilmek için…
Çapa’daki Odabaşı Camii’nin son cemaat yerine uzatmışlar tabutu. Üstündeki tahta sandığı aralayınca karşımıza çıkıveriyor. Dışı alüminyum, baş tarafı camlı ve onun içinde beşik gibi bir kısmı var.
Atlas kumaşla kaplı her tarafı. Hem de kapitone. Güzel, çok güzel, fakat ölmeye değmeyecek kadar soğuk.
Tabut, içindeki gencecik bir kızla bayramın ikinci günü Amerika’dan uçakla İstanbul’a getirilmiş. Sonra kızı çıkarıp bir tahta tabuta koymuşlar ve toprağa vermişler.
Hatırlatsınız, aralık ayının dokuzunda Semiha T. adında bir genç kız büyük ümitlerle babası ile birlikte Amerika’ya yolcu edilmişti. Kalbindeki deliğin kapatılması ve ömrünün uzatılması için. Amerika’ya vardığının ikinci günü hastalanan babasını İstanbul’a gönderdiler. Bayramın ikinci günü de ameliyat masasında kalıverdi Semiha’nın cesedi.
Oysa ailesi ne hayaller kurmuş ve gerçekleştirmek için nelere başvurmamıştı. Yıllardır Adapazarı’nda berberlik yapan baba K.T. 6 ay önce tarağından evine kadar her şeyini satıp, karısı ve dört çocuğu ile İstanbul’a göç etmişti. Elbet Semiha’nın derdine bir çare bulunurdu. Sağdan soldan ilgilendiler ve toplanan para ile baba kız Amerika’ya gittiler.
Ama talih dönmeye görsün bir defa. T ailesi darmadağın oldu. Baba K.T. tüberküloza yakalanıp yatağa düştü. Cerrahpaşa Hastanesi’ne kaldırdılar. Eve bakacak kimse kalmamıştı. Üç çocuk ve anneleri zor durumda idi. İşte bu sırada bir tanıdıkları akıl verdi. “Amerika’dan gelen tabutu satın” dedi. T ailesi şimdi geçimlerini sağlamak için, hastanedeki babaya ilaç almak için Amerika’dan gelen tabutu satacaklar. Başka çareleri yok… Yok!
Buyurun iki gün önce bir gazetede çıkan ilanı beraber okuyalım:
“Amerikan tabut. Alüminyum, üstü cam. İçi atlas kapitone. Lüks. Tel 224…- Ferruh”
***
Bazı günler haberin kesiğini (kupür) değil yayınlandığı sayfayı vereceğim. Amacım o gün ne olduğunu da anımsatabilmek. Örneğin 23 Şubat 1964 günlü Cumhuriyet’in ağırlıklı konusu İsmet Paşa’ya yönelik öldürme girişimi. Rahmetli ustamız Haluk Besen’i de özlemle anarım.

Tombulluğu nedeniyle takma adı “Bonfile“ idi. Takma adı da gazeteciliği gibi kaliteliydi. Ruhu şad olsun.

Orhan Erinç

Kaynak: Facebook

Patreon üzerinden desteğinizi bekliyoruz.