Kendi gitti namı kaldı !.. Bir İlyas Namoğlu vardı.. Cemil Özyıldırım yazdı

İlyas Namoğlu
Kendi gitti namı kaldı !..
Tam 42 yıl, yağmur çamur demeden, çalıştığı gazetelerin spor sayfalarını çektiği resimlerle dillendirip süsleyen bir foto muhabiri düşünülecek olunursa, mesleğine aşk ile bağlı bir gazeteci portresi karşımıza çıkıyor. Bu öyle bir aşk ki, 18 yaşından itibaren elinden düşürmediği fotoğraf makinasını, yaşamının parçası yapan bu gazetecinin kazancı, bir ev, bir araba olmuştu. Ama ona göre en büyük kazancı, 1961 yılında 300 liraya aldığı Rolleflex kutu makinası ve yıllar sonra da, son nefesine kadar kullandığı 10 bin dolar değerindeki Nikon dijital makinesi idi. Oysa o, spor dünyasında çektiği resimler, yazdığı haberlerle nice futbolculara servetler kazandırmıştı. Bu meslek aşkına bir tek kardiyovasküler belirtilerle ortaya çıkan kalbi dayanamayınca, iki kez kalp ameliyatı geçirmek zorunda kalmıştı.
1943 yılında İstanbul’da doğan İlyas Namoğlu’nun kaybı , spor dünyasının olduğu kadar, onun dost ve arkadaş çevresinin de kalbine bir bıçak gibi saplandı. Namoğlunu daha iyi tanımak ve anlamak için, 1961 yılına uzanmak gerekiyor. Elinde 6×6 kutu makinası ile Babıali’de oradan oraya koşturan 18 yaşındaki genci, ilk keşfeden Dünya Gazetesi sahipleri Falih Rıfkı Atay ve Bedii Faik oldu. İlyas Namoğlu bir dost sohbetinde bu olayı şöyle anlatmıştı.
‘’Ben 18 yaşında heyecanlı bir gençtim. Gazetelerin spordan tutunda, her konudaki işleri için koşturuyor, muhabirlerin peşinde resim çekiyordum. Bir gün bir toplantıda resim çekerken, orada bulunan Falih ve Bedii Bey, beni yanlarına çağırarak, ‘’Evladım yarın bizim gazeteye gel. Seninle bir konuşalım’’ demezler mi, hayli heyecanlanmıştım. Ertesi gün gittim. Bedii beyle kısa süren bir görüşmemiz oldu. Bana bir şeyler öğrenmek ve kendini geliştirmek istiyorsan, seni İsmet Gümüşdere’ye göndereceğim. Faydasını katbekat görürsün dedi. Dediği gibi de oldu ve rahmetli İsmet Gümüşdere’nin yanında 2 yıl kadar çalıştım. Gerçekten ondan çok şey öğrendim ve piştim. Askerlik vakti gelince İsmet ağabeyden ayrılmak zorunda kaldım. Ancak askerden döndükten sonra Son Haber gazetesine girerek mesleğe başladım’’.
Süleyman Seba’nın ricası !..
İlyas Namoğlu mesleğe ısınmış, tanınmaya da başlamıştı. Daha sonraki yıllarda gazeteciliği Sabah, Son Havadis, Yeni Sabah gazetelerinde de sürdürdü. Ama en uzun ve soluklu yıllarını 1966 yılında girdiği ve emekli oluncaya kadar çalıştığı, ödüller kazandığı Hürriyet gazetesinde geçirdi. 1966-1978’de Fenerbahçe, 1978-1980 Galatasaray ve 80 sonrası da Beşiktaş futbol takımlarını her yönü ile izledi ve yazılar yazdı. Beşiktaş muhabiri olmasının da bir hikayesi vardı. Beşiktaş Başkanı Süleyman Saba, İlyas Namoğlu’ için Hürriyet’in o dönemdeki spor Müdürü Nezih Alkış’a telefon ederek, ‘’İlyas kardeşimize kulübün kapıları açık. Bizi güvendiğimiz bir gazetecinin izlemesini istiyoruz’’ deyince İlyas’ın rotası Beşiktaş’a çevrildi. Daha sonraları Süleyman Saba, ‘’Manevi oğlum’’ dediği İlyas’ın yakın bir dostu oldu. Namoğlu öyle resimler çekiyordu ki, kalecileri ters köşeler yatırıp gol atan futbolcular gibi, meslektaşlarını da ters köşelere yatırıp gazetesinde manşetlere çıkıyordu. Hürriyet gazetesinde 12 yayın yönetmeni ile çalıştı. Rıdvan Yelekçi, Eşfak Aykaç, Gündüz Kılıç, Doğan Koloğlu, Nezih Alkış, Esat Yılmaer, spor servisinde mesai paylaştığı unutamadığı kişilerdi. Hürriyetteki çalışma yaşamında 5 olimpiyat, 3 Dünya Kupası , 7 Akdeniz Oyunları, 50’ye yakın UEFA Şampiyonlar Ligi, Balkan Şampiyonası, uluslararası boks, güreş, voleybol gibi yurt dışı spor organizasyonlarında hep İlyas Namoğlu vardı. Kısaca Dünyada Güney Afrika ve Avustralya dışında bütün ülkelere gitti. Spor Müdürü Esat Yılmaer’in 2010’da Hürriyet’ten ayrılmasından sonra da emekli oldu ve Bodrum’a yerleşti. İlyas Namoğlu Ali Şirin Gültekin’e verdiği röportajda gazetecilik anlayışını kısaca şöyle özetliyordu:
‘’Gazetecilik dünyanın en asil ve saygın mesleklerinin başında geliyor. Ancak son yıllarda diğer meslekler gibi spor medyası da yozlaştırıldı. Bunda en büyük etken bazı iş adamlarından garsonlara, balıkçılardan turizmciye, eski futbolculardan pazarcıya kadar her tür insanın bu camianın içine girmesidir. Bırakın herkes kendi mesleğini yapsın. Oysa benim ülkemde iletişim fakültelerinden mezun olan altın değerinde birçok gencimiz var. Bıraksınlar, geleceğimizin teminatı olan evlatlarımız bu yozlaşmaya son versin’’ ..
Spor tarihine geçen fotoğraf
İlyas Namoğlu’nun Beşiktaş’ı izlediği dönemde sadece onun objektifinden çıkan bir fotoğraf, spor tarihine damga vurdu. Bu fotoğrafta Hakkı Yeten ,Süleyman Saba’yı alnından öpüyordu. Fotoğrafın hikayesi, İlyas Namoğlu’nda ne bir gururlanma ne de bir büyüklük hissi yarattı. Şöyle anlatıyordu:
“Süleyman Başkan’ın ilk dönemiydi. Hakkı Yeten ise, Onursal Başkan’dı. Akaretler‘deki kulüp binasında otururlarken, Süleyman Başkan Hakkı Yeten’e Beşiktaş Kulübü’ne kazandırılan yeni arsalardan bahsediyordu. Ben de Süleyman Başkan’a (Gidelim bakalım, haber yapalım) dedim. Süleyman Başkan bu tarz işleri sevmediği için, önce istemedi. Sonra zar-zor ikna oldu ve şu an Akatlar Spor Salonu’nun bulunduğu arsaya geldik. Süleyman Başkan yeni arazi üzerindeki projelerini anlatınca, Hakkı Yeten de (Beşiktaş’a büyük hizmetlerin oldu. Alnından öpülecek adamsın) deyip Seba’yı alnından öptü. Ben de o anı ölümsüzleştirdim.”
Spora gönül veren iki kardeş
İlyas Namoğlu 2013 yılında Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin Burhan Felek Hizmet ödülü, 2016 yılında Türkiye Futbol Adamları Derneği (TÜRFAD) tarafından dağıtılan “İnsanlar Yaşarken de Anılmalıdır ” ödülü ile taçlandırıldı. Bir dönem de Türkiye Spor Yazarları Derneğinin Başkanlığını yaptı. İlyas Namoğlu ,Türkiye Gazeteciler Cemiyetinde uzun yıllar muhasebe Müdürlüğü yapan Zühal Namoğlu ile mutlu bir yuva kurmuştu. Gripin gurubunun kurucusu ve halen vokalistliğini yapan oğlu Bora ise, ailenin sanatçı kimliğin de ortaya koyan spor dışındaki bir ferdi olarak dikkat çekmişti.
Namoğlu ailesinde spora gönül veren bir kişi daha vardı. O da İlyas’tan 3 yaş küçük Yusuf Namoğlu idi. Futbol hakemliğini seçen Yusuf Namoğlu, 8 Şubat 1947’de Rize’de dünyaya geldi. Yıldız Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi’ni bitirdi. Serbest İnşaat Mühendisi, İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyeliği ve Başkan Yardımcılığı, Uluslararası Futbol Hakemliği, 19 ve 20. dönem İstanbul milletvekilliği, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu Başkanlığı ile Beşiktaş Belediye başkanlığı yaptı. 2011-2014 ve 2016’da Merkez Hakem Kurulu başkanlığına getirildi.
Kaptan’dan bir anı.
Kardeşinin doğum yeri Rize olunca, İlyas Namoğlu da bir çokları tarafından Karadenizli olarak tanınıyordu. Aslında İstanbul doğumlu idi. Ancak aile kökeni Karadeniz’e dayanıyordu. Bununla ilgili hoş bir anıyı da, Hürriyet gazetesinde uzun yıllar çalışan Faik Kaptan anlattı.
‘’Hürriyet’in eski Foto Muhabiri arkadaşlarımın kulakları çınlasın. Spor Servisi’nin bir numaralı Foto Muhabiri İlyas Namoğlu Karadeniz kökenlidir. Deplasman maçlarının çoğuna o giderdi. Bir gün Trabzon deplasmanına gitmek için servise film almaya geldi. Masada oturan arkadaşlardan birisi “Neden Trabzon maçlarına hep İlyas abiyi gönderiyorlar?” diye yakınınca, rahmetli Mahir Çerçi espriyi patlattı:
“Tabii oğlum adam lisan biliyor!” dedi.
NOT: Hayat ağacımızdan bir yaprak daha düştü. Allah Rahmet eylesin.
İlyas Namoğlu’nun cenazesi 18 Ağustos Salı günü saat 13.00’de Levent’teki Türkiye Spor Yazarları Derneğinde düzenlenen törenin ardından, Zincirlikuyu mezarlığında toprağa verildi.
Cemil Özyıldırım
İlyas Namoğlu
İlyas Namoğlu
Baba Hakkı – Süleyman Seba