Cahil komaz ki.. Orhan Can yazdı

4-2-3-1
“Efenim Beşiktaş’ın saha dizilişi…!”
4-1-2-1-2 mü.. Hö..!!
“Nerden çıktı bu..”
“Aaa çift forvet.. Kanatlar da yok..”
“Beşiktaş orta saha ağırlıklı..”
“Caner’e çok orta yapacak”.. Her maçta yapıyor oysa!
“Necip’le Tolgay’a çok iş düşecek..”
Sanki iş düşmeyen futbolcu var…
Ah anam babam ah!
‘Nâdân komaz ki merdüm-i dânâ huzûr ede..’
Bunlara kalsa, sezon başında hangi 11’li çıktıysan, sonuna kadar öyle gitmeli!
İşin tuhafı, topu yolda görse “karpuz düşmüş” diye manava götüreceklerin yorum yapmalarıydı. Oysa; ilk 20’de işin bitmesi lazımdı. Taktik bunu gösteriyordu.
O, 3 ismin aynı anda oynamasının nedeni buydu. Olmadı.
Bunda, forvetlerin beceriksizliği ile hakemin büyük katkısı vardı.
Penaltı vermedi, faulleri vermedi.
Aboubakar’ın kaçırdığı o pozisyonda ise doğru soru şu olmalıydı: Kim buradan atamaz?
2. yarıda yerini Quaresma’ya bıraktı. Hoca affetmedi tabii!
56’da Cenk’in şutu da bir nevi “Aboubakar” şansızlığıydı!
Beck’in ısrarlı top takibini Ömer, gol olarak yazdı.
Yüzde 70’e 30 farkla oynanan futbolda gol, çok geç geldi.
Golden sonra Beşiktaş bir anda vites küçülttü. Nefes aldırmadığı Kayseri, kaybedecek bir şeyi olmayanlar gibi bilinçsizce atak yapmaya “çalışıyordu”. Bakın, “atak yapmıyordu”, “atak yapmaya çalışıyordu”!
Adriano girdiğinde artık sonuç belli gibiydi.
Atılan Kayserili, Necip’e yaptığı ilk harekette kırmızı görmeliydi.
Cenk’in son vuruşunda, Ömer’e çarpan ‘O AN” ise yılın talihsizliğiydi!
Bu; futbolun, aslında hayatın bir “Cilvesiydi”..
“Taktik eleştirilere” yukarıda Osmanlıca dedik ya:
‘Nâdân komaz ki merdüm-i dânâ huzûr ede..’ diye!
Türkçe’sini de yazalım:
‘Cahil komaz ki, alim kişi rahat ede..’
Baki’den..
Darısı Napoli maçına..
Yeter ki ‘Nadanlar’ konuşmasın!

En Kalbi Muhabbetlerimle..
Ben CAN; Orhan Can…