71 yaşındaki Türk kadını 800 kilometrelik yolu yürüdü.. Gökhan Karakaş’a konuştu

800 kilometrelik yolun ‘Mama Rosa’sı oldu…
Gül Öztürk oğluyla birlikte 800 kilometrelik El Camino De Santiago yolunu 35 günde tamamladı. Yürüyüş arkadaşları tarafından “Yolun annesi” ilan edilen Öztürk “71 yaşında hayatın anlamını sorguladım, seyahat etmenin insanı nasıl gençleştirdiğini gördüm” dedi..

Gökhan Karakaş[email protected]

Batı Avrupa’da Pirene Dağları’ndan geçerek dünyanın en güzel doğa yürüyüş rotalarından birini sunan El Camino De Santiago’ya bir Türk kadını uzun süre silinmeyecek bir iz bıraktı. 27 yıl önce emekli olan Gül Öztürk, Hristiyanlar için kutsal haç yolu 800 kilometrelik El Camino De Santiago’yu 35 günde yürürken yanında oğlu Erkan Öztürk vardı.

Fransa İspanya sınırındaki kasaba St. Jean de Piada Port’tan yürümeye başlayan ikili, köy ve kasabaların içinden geçen doğa yürüyüşü boyunca yatakhane sistemiyle hizmet veren pansiyonlar Alberge’lerde konakladı. Ağaçlarla kuşatılan doğa yolunda pek çok insanla tanıştı. İspanya’nın kuzeyindeki ikili Galiçya bölgesinde bulunan Santiago de Compostela kentine varmak için klasik rotayı izledi.

“Oğlumu yeniden keşfettim”

Yolda tanıştığı gençler arasındaki 22 yaşındaki Güney Koreli Lee Sun ile gecelemek için geldikleri köyün Alberge’sinde karşılaşan Gül Öztürk, annelik içgüdüsüyle bir şeylerin ters gittiğini anladı. Lee’nin ateşinin olduğunu fark ederek ona yardım eden Öztürk yol boyunca sergilediği “anne” tavırlarıyla “Yolun Annesi” (Mama Rosa) ilan edildi.

Sırtında 5 kilo ağırlığında çantayla günde 30 km. yürüyen Öztürk yaşadıklarını anlattı: “Her sabah 6.30 kalkar günlük sporumu yaparım. Bedensel güç anlamında kendime güveniyordum. Ama Alberge denilen koğuşlarda geceleyeceğimizi bilmiyordum. Başladığı işi bitiren bir karakterde olduğum için hiç umutsuzluğa kapılmadım. Yürüyüşün 23. günü, ayak bileğimde sorun oldu. Alberge’ye yaklaşırken adım atamaz oldum. Gittiğim doktorun verdiği ilaçlarla ertesi gün yürüyüşe devam ettim. Büyük bir sorun, aksilik yaşamazken, birbirinden ilginç insanlarla tanıştım. 71 yaşında hayatın anlamını sorguladım, seyahat etmenin insanı nasıl gençleştirdiğini gördüm. 35 günde oğlum Erkan’ı yeniden keşfederken, kendimi buldum.”

“Mama Rosa ağladı, biz üzüldük”

71 yaşındaki Öztürk, kendisini en çok etkileyen olayı ise şöyle anlattı: “Dağda, ormanda günlerdir birlikte yürüdüğüm Alman, Fransız, Japon ve Güney Koreli gençlerden oluşan 15 kişilik grubun bizden ayrılıp 37 km. ilerlemeleri gerekiyordu. 25 gündür onlarla birlikteydim ve ayrılmamız beni çok etkiledi. Ayrılırken hüngür hüngür ağladım. Gece Alberge’ye döndüğümde bir de baktım, grubun büyük çoğunluğu yürüyüşü bırakıp geri dönmüştü. Yani bir gece daha benimle kaldılar. ‘Neden döndünüz?’ diye sorduğumda ‘Mama Rosa ağladı biz çok üzüldük’ demeleri beni daha çok duygulandırdı. Tüm yorgunluğuma değecek anılar biriktirdim.”

Motosiklet belgeselcisi ve seyyah Erkan Öztürk ise; “35 gün boyunca anneme kraliçe gibi davrandım. Yemek yapmadı, bulaşık yıkamadı ve sadece kendini dinledi. Annemin özgüveni, mücadeleci karakteri ve beden diliyle bu yolu yürüyeceğini biliyordum. Yol kadar beşeri ilişkiler, farklı amaçlar için bir araya gelen insanların kaynaşması çok etkileyici. Yol boyunca insanlar kendini bulurken, yaşamın amacını her gün daha çok sorguluyor. Hiç tanımadığın farklı bir ulustan ve kültürden gelen insanlarla yardımlaşma duygusu büyük mutluluk veriyor” dedi.

Tamamlayana özel pasaport

El Camino De Santiago’nun hikayesi 7. yüzyıla kadar iniyor. Aziz Santiago’nun kemiklerinin bulunduğu düşünülen bölge böylece bir hac yoluna ev sahipliği yapıyor. 1993 yılında UNESCO İnsanlık Mirası Listesi’ne alınan yol, Avrupa Konseyi tarafından kültür yolu unvanını da kazandı. Her yıl 100 bin Avrupalının yanında dünyanın her yerinden binlerce kişi yolu 30 günde tamamlayarak verilen özel pasaportu edinmeyi amaçlıyor. Yol, Brezilyalı yazar Paulo Coelho’nun 1987’de basılan “Hac” isimli romanıyla dünya çapında tanındı.

Kaynak: Milliyet Gazetesi