17.7 C
Istanbul
Çarşamba, Kasım 20, 2019
Boğazın soğuğu yüreğime vuruyor Yağmur damlaları suratımı okşuyor Ve ben Seni düşünüyorum bu gece. Çok uzaklarda değilsin biliyorum. Geminin güvertesi boş bu gece Martılar da sustu bak Kuru bir makine gürültüsü Titreyerek çalışıyor. Ve ben, Seni düşünüyorum bu gece. Seni sevebilmek seni Benimsin diyebilmek sana. Kaybolmuş sevgilerin çağrısı bu. Sevgiler ölüyor bak Ve sevgiler...
Güneş Plajı.. Anısı olanlar parmak kaldırsın... Şimdi yerinde yeller esse de anılarımızı çalamazsınız ya... Orhan Can'ın o yılları anlattığı şiir denemesi ile birlikte size bedava... Bu hikaye aynı zamanda bir şiir denemesidir... Hey gidi Güneş Plajı.. Kabinlerin dili olsa da konuşsa artık yerinde yeller esiyor...
Bulutlara dokuna bilir misin… Salkım saçak bulutlara... Hani, sıçrayıp yakalamak istediğin gökyüzü salkımlarına. Kaldır başını da bak! Sevdayı göreceksin. Bak bak beyazın içinde Nisan’ı göreceksin. Ah be güzel unuttun mu, Nisan yağmurlardır toprağın nikahlısı. Kuzeyden güneye oba oba, rüzgarı önüne katan bulutlar. Bir şenliğe gider gibi bir düğünde halay çeker gibi hayatın goncası goncanın umudu...
Doya doya yaşayabilmek lazım hayatı.. Boyun eğmeden eğilip bükülmeden. Mesela, zeytin ağacı gibi olmalı, her koşulda yüzyıllarca yaşayabilmeli.. Çam ağacı gibi yüksek söğüt gibi salkım saçak olabilmeli.. Ama ille de zeytin ağacı gibi kalabilmeli.. Kesilse de örselense de hırpalansa da meyve verebilmeli insan.. Dedim ya doya doya yaşamalı bu hayatı.. Yani, demem o ki, beyaz köpüklerin...
O gün kar fırtınası vardı Sobamız yanıyor çayımız sıcaktı.. Ve umudumuz ve hayallerimiz vardı.. Tükendi belki yıllar hayaller tükenmese de umut hiç bitmedi ömür bitse de... Az eski yıllar.. Dragos Liman Süleyman ve Yusuf kaptanlar.. Soba bayında ısınıyorlar..
Şiir denemeleri.. Kör olasın İstanbul döndüm sana. Bir kadın kadar güzel bir genç gibi hoyrat bir aşık gibi zalimsin İstanbul Seri katil gibisin İstanbul kancalı kaptan gibisin İstanbul. Hayatlar alan hayatlar veren İstanbul.. Gençlik güzeldi. Sen de güzeldin o zamanlar.. Gençlik gitti, bırak artık peşimi.. Sen de eskidin baksana pörsümüşsün.. Yanakların sarkmış gökdelenlerin...
Rahmetli Yüksel Yeşilçöl, Orhan Can, Şimdi geliyorum Mehmet Namı değer Felicita Mehmet ve Fransız lakaplı bir sevgili.. Uğur Tümer de ya fotoğrafın solunda yarım çıkmış kişi ya da yeni evlendiği için eve erken gitmiş..:))) Bu fotoğrafa da bu şiir çok yakıştı...
Sevgili Orhan Can'dan nefis bir "GECELER" şiiri.. Korkar mı insan geceden Çekinir mi hiç? Geceler güzeldir her zaman. Geceler nahoştur her akşam. Çünkü tek düzedir hayat.. Güneş dalıp uykuya daldı mı hayat Ne riyakarlık ne çirkinlik.. Ne güzellik ne de insanlık Ol güzellik ve çirkinlik tek renktir halbuki.. Ey beyefendiler hanfendiler.. Köprü...
Hani Hani bir kasvet çöker ya adama.. Hani hiçbir şey yapmak istemezsiniz ya.. Hani koca şehirde yapayalnız hissedersin ya.. Hani şehrin üstüne bir sis çöker de her yer gri gözükür ya.. Hani ruhunu darmadağın hissedersin o zaman ya.. Hani efil efil bir rüzgar eser önce...
Eskilere rastlasam Sarılsak birbirimize Hoş beş etsek sevinçle Derken, ‘Ne arıyorsun’ dese.. ‘Gençliğimi arıyorum’ desem.. Şaşırsa Ben umursamasan.. Sonra yürüyüp gitsem Kaybolsam çocukça.. Bugün Kadıköy’de eskilere gitmek eskileri bulmak istedim. Kalmamıştı eskiler.. Satılmamıştı ama bitmiştiler. Hatıralar bile yeniydi.. Muzaffer Tayyip’in dediği gibi hakikaten, ne güzel dizesi vardı Oktay Rıfat’ın “Hatıralar da dal istiyor(du) kuşlar gibi konacak..” Ne fena, dal kalmamıştı...
Bu akşam cebimde bir avuç sarı leblebi olacak. En temiz elbiselerimi giyip en güzel ayakkabılarımla statta olacağım… Maçın bitmesini bekleyeceğim ama… Biliyorum, son düdük çaldığında çok heyecanlanacağım. Sonra Kabataş’tan Karaköy’e geçip, rıhtımda kendime bir duble rakı ısmarlayacağım.. Cebimdeki bir avuç leblebiyi de masaya koyacağım… Şımarırsam eğer ruhuma bir duble daha rakı ısmarlayacağım. bir...
Arkada eski sevdaların sarhoşluğu yorgun İstanbul akşamlarında varsın sevmesin beni varsın istemesin gülüşümü varsın bakmasın yüzüme varsın gülmesin gülüme Ne çıkar... Ben, sevdaların sevdasındayım ateşli İstanbul akşamlarında... Bir tek sen mi varsın yer yüzünde bir tek sen mi yaşarsın İstanbul'da Bir tek ben mi severim seni Bir tek ben mi yaşarım sevdayı Bir...
İlle de ‘Arka Güverte’.. “Elinde bir çay olsun, Beşiktaş da galip olsun, Bir de vazgeçmediğin sevdan olsun, E daha ne olsun..” OC
Rüzgarlar Rüzgarları bilir misin sen deniz rüzgarlarını? Yakıp yıkanları değil amma. Sessiz ve sakin rüzgarları. Rüzgarları bilir misin? dağ rüzgarlarını soğuk ve hissiz.. Rüzgarları bilir misin sen? Yürek oynatan Hüzünlü ve ağlamaklı Rüzgarlar ki Neşeli ve kıvrak Rüzgarlar ki Yeni bir hayatın ilk mısrasını söyleyen. İşte O rüzgarlar güzeldir güzelim O rüzgarlar. Ve yer yüzünde esen rüzgarlı türküler Elbette, son mısrayı...
Samatya Sahili..  Dostlarla oturduk                           Işıklı mehtapta. Sahilin           Sahilin O korkunç sessizliğinde Daldık hülyalar alemine. Ufkumuzda En acımasız aşkların                                pırıltısı.. Gökyüzünde                   yıldız ve mehtap. Karşımızda Loş ışıklarıyla Efsanevi gemiler. O an O an Önümüzde bir yengeç Kıskançlarıyla dolaştı bu gece Kayaların üstünde bir...
Hürriyet Gazetesi’nin marketi, Sarayburnu, Boğaziçi Köprüsü derken “su yatağında” biten hikaye… Bir şiir denemesi.. Orhan Can’dan “O günlerin geri gelmeyeceğini bilerek..” O günlerin geri gelmeyeceğini bilerek Maaşları aldık mı doğru gazetenin marketine giderdik. Ordu kantini gibi çok ucuz, mahalle marketleri gibi pahalı değildi. Orta şekerdi bizim...
Son vapurun yolcuları Karaköy - Kadıköy son vapuru kıç üstünde köpükleri seyrederdik. Hani, herkesin yakamoz sandığı köpükler. Yakamoz cahiliydi insanlar.. Oysa biz, ellerde biralar şarkılar söylerdik.. Burak davudi sesiyle “Bekle bizi İstanbul” diye tuttururdu.. Halbuki İstanbul hiç beklemezdi bizi İstanbul'un tam ortasındaydık çünkü. O zamanlar bolluk zamanıydı alkol ucuz Karaköy kum...
Martılar da sustu bak.. Boğazın soğuğu yüreğime vuruyor Yağmur damlaları suratımı okşuyor Ve ben Seni düşünüyorum bu gece. Çok uzaklarda değilsin biliyorum. Geminin güvertesi boş bu gece Martılar da sustu bak Kuru bir makine gürültüsü Titreyerek çalışıyor. Ve ben, Seni düşünüyorum bu gece. Seni sevebilmek seni  Benimsin diyebilmek sana. Kaybolmuş sevgilerin çağrısı bu. Sevgiler...
Dalgaların, Üstüme üstüme En çılgınca geldiği günlerde bile Ben, yine seni sevdim!!! Ah ah! Ne olursa iki dalganın Arasında olur!!! En çılgın gecenin En çılgın kızları hep buradadır.. Ah ah, İlle bakışların Bakışların gibisi... Orhan Can
Kırmızı benekli ala balık avı değil.. Mavi benekli alabalık avı..(Bu bir şiir denemesidir) Karda rakı nasıl içilir şiirimiz şöyle: Çay bardağına rakıyı yarıya kadar koyacaksın.. Üstüne su koymayacaksın ama..! Yerden bir parça kar alacaksın bardağın içine hafiften iteceksin... Önce avucunda boca et sonra yukarıdan aşağıya bırak. nazik ol ama... Bardak...
Şafak, Bak şafak atıyor. Güneş, Bak güneş doğuyor. Sıcak, Ölüm, Ölüm kol geziyor. Bak güneş batıyor. Karanlık örtüyor tülünü.. Sen hala korkar mısın karanlıktan? Benden uzaktasın biliyorum. Güneşe varmak, Ateşler içinde yanmak Susuz kalmak Aç yatmak Ölümle pençeleşmek Ve acılar çekmek… Üstelik, parasız pulsuz. Her gün cefadayım zaten. Senin için değil güzelim Yaşamak için Yaşamak..!! Orhan Can Aralık 1986  
Sevdanın gülleri açmış oy! Hasretlik bir yanda sen bir yanda. Gökyüzü ne kadar berrak Yıldızlar ne kadar acımasız O bakışlar kara sevda Sevdalı kızlar türkü söyler Sen gel Gel bana.. Ne de çok şey biliyorum Sensiz Yapamıyorum..!! Orhan Can.. 1986  
Rüzgarlar Rüzgarları bilir misin sen deniz rüzgarlarını? Yakıp yıkanları değil amma. Sessiz ve sakin rüzgarları. Rüzgarları bilir misin? dağ rüzgarlarını soğuk ve hissiz.. Rüzgarları bilir misin sen? Yürek oynatan. Hüzünlü ve ağlamaklı. Rüzgarlar ki Neşeli ve kıvrak Rüzgarlar ki Yeni bir hayatın ilk mısrasını söyleyen. İşte O rüzgarlar güzeldir güzelim o rüzgarlar. Ve yer yüzünde esen rüzgarlı türküler Elbette, son mısrayı...
Bir Nisan gecesi Öyle derin Öyle sessiz Öyle yalnız “Bilmezsin” ile “Bilemezsin” arası Bir Nisan gecesi Ilgıt bir rüzgar Sağanak düşler eşliğinde Öyle engin Öyle dingin Öyle sarhoş Bilemezsin. Öyle hasretim ki Bilmezsin… Oysa Nisan gecesi Ilgıt esen o rüzgar sağanak bir düştü. Bir yerlerde ama bir yerlerde engin dinginlik olmalı… Öyle sarhoşum ki... Orhan Can 2016 – Pendik Sahil
1,206BeğenenlerBeğen
1,899TakipçilerTakip Et
4,883TakipçilerTakip Et
40AboneAbone Ol