Semt pazarından sıcak bölgeye giden gazeteci.. Hakan Denker’den medya patronlarına geçiren nefis medya tespiti

SEMT PAZARINDAN, SICAK BÖLGEYE GİDEN GAZETECİ…

Uluslararası medya organlarına bakarsanız, ulusal güvenlik yazarı, dış stratejiler uzmanı, ortadoğu temsilcisi gibi alanında ve kartvizitindeki tanıma vakıf gazeteciler görürsünüz. Sadece coğrafi değil, bölgeler içindeki fraksiyonların bile ayrı ayrı uzmanları vardır.

Mesela güvenlik departmanında neredeyse, kara, hava güçlerinin bilirkişi temsilcileri bile olur.
Yıllarca iç savaş, bölgesel çatışmaların içinde görev yaparken, çoğu zaman tek bir yayın organı adına, ayrı departmanlardan gelen uzman meslektaşlarımla bölgede habercilik yaptım.

İşin muhabir, yazar ve foto muhabiri kısmından bahsetmiyorum bile. Yine mesela o her ayrı departmanın muhabiri, editörü ve fotoğrafçısı ayrı ayrı gelirlerdi. Hele TV ekipleri daha kapsamlı bir ekibe sahipti. Yönetmeni, kameramanı, asistanı, muhabiri, şoförü varda vardı yani.

Hal böyle olunca, yalan haber ve haberin içeriğindeki hata oranı düşerken, haberin global başarısı da o kadar artardı. En önemlisi de okuyucu ya da izleyici gerçekten doğru enformasyonla ve bilgilerle donanırdı.

Yaş ortalamalarına baktığımda ise uzman meslektaşlarımın 40-60 yaş arasında olduğunu gördüm. Oysa biz Türk gazeteciler hem oldukça genç bir jenerasyon hem de neredeyse 7,8 kişilik o ekipleri bir bedende toplanmış halinin göstergesiydik.

Hem istihbarat toplar, hem röportaj yapar, hem yazar hem de fotoğrafını çekerdik. Ya da kamerayla hareketli görüntüler kayıt ederdik.

Bu bir yetenek ya da başarı değildi. Tamamen, Türk medyasının acziyeti, hem ekonomik hem de zihniyet olarak fukaralığıydı. Elbette başarılı haberlere imzalar attık, zaman zaman tesadüfen. Ama asla uzman olamadık. Daha doğrusu bir alanda uzmanlaşma olanağı yakalayamadık.

Bizim Türk medyasında bir muhabir, hem polis muhabirliği yapar, hem spor hem de yeri gelince adliyede dava takip eder. Dolayısıyla gittiği haber konusunda da ne yazık ki yüzeysel bilgilerin ötesine geçemez ve bulvar gazeteciliği tabiriyle magazinel bir habercilik yapar.

Uzun yıllardır meslekte deneyim kazanmış habercileri elimine eden, mevcut kadrolarını da, “ajans” haberciliği sebebiyle kısıtlı tutan bir gazetecilik furyası hakim. Ve bu da maalesef zayıf, manüplasyona müsait gazetecilik zihniyetini ortaya çıkardı.

Şimdi ekranlara ya da gazete sayfalarına baktığınızda, bi hafta önce sosyete düğününde gördüğünüz muhabire, üç gün sonra derbi maçı için stad önünde elinde mikrofon taraftarla röportaj yaparken rastalayabilirsiniz.

Hatta şu an yaşanan kritik süreçte üzerine geçirdiği çelik yelekle bir anda sözde “savaş muhabiri!!” olarak da görebilirsiniz. Örneğin aşağıda fotoğrafı olan genç kardeşimi en son bir semt pazarında domates-soğan enflasyonu haberinde izlemiştim.

Dolayısıyla muhabirin deneyimsiz, konuya hakim olamayışı, bölgeye yabancı kalması onun değil, haberciliğin kutsallığına ihanet eden cahil basın yöneticileri ve medya sahipleridir.

Sen seçici olmayınca, bilinçli olarak zayıflattığı yetersiz malzeme ve ekiple istediği gibi at koşturan, satılmış, bilgisiz ve ahlaksız bir medyaya mahkum olursun.

Zaman zaman ben de aynı çukura düşüp olay yerindeki genç meslektaş namzetlerini eleştiriyorum. Ama asıl kangren o, yeteneğini geliştiremeyen muhabirde değil, onun o yetersizliğine rağmen o habere gönderen editörde ve yöneticide.

Neyse, zaten artık etik ve evrensel habercilik kurallarına uyan bir medya olmadığı için, bu mütevazi serzenişimin de çok anlamı olmayacak. Sadece, eleştiri yaparken, hikayenin ardını bilmenizi istedim.

DENKER

Hakan Denker
Hakan Denker

 

Patreon üzerinden desteğinizi bekliyoruz.