Zaman tüneli sahaflar.. Halit CELİKBUDAK yazdı..

Zaman tüneli sahaflar…

Halit CELİKBUDAK – [email protected]

Gerçek kitapseverlerin en sevdiği şeylerin başında hiç kuşkusuz sahafları gezmek gelir… İnsan, kitap kokuları içinde dalıp bir başka aleme gider. Ben de çok severim. Sahaflar ömrünü kitaplara adamış insanlar… Sahaf, Arapça ‘Sahifa’ yazılı kağıt, kitap anlamından türemiş… Doğrusu ‘sahhaf’tır. Kitap alıp satan kişi, kitap esnafı ve kitapçı demek… Ama Türkçe ‘sahaf’ şeklinde yazılıp söyleniyor…

Bir süre önce İstanbul’daydım. Üsküdar’da işim vardı. Baktım dostum gecikecek hemen belediyenin karşısındaki Kırkambar Sahaf’a girdim. Yardımcısı, arkadaşı veya çalışanı olacak bir kişiyle kolilerdeki kitapları tasnif ediyordu. Kendisini tanımıyorum. İlk kez de gidiyordum. Gözledim… Adı Bayram olmalı… Çünkü yardımcı kişi devamlı ‘Bayram Abi’ diyordu… 50-55 yaşlarında… Koliden aldığı her kitabı bir çocuk şefkatiyle inceliyor, bazen heyecanlanıyor, daha sonra yardımcısına koyacağı yeri tarif ediyordu. Bir orta yaşlı kişi daha vardı… Bir taraftan da onunla eski kitaplara dair sohbete dalmıştı. Kulak misafiri oldum. Koliler ölen ünlü birine aitmiş… Adını söyledi ama ben yazmıyorum… Ölünce ailesi onu çağırıp toptan satmış… Rahmetlinin o kitaplarla kimbilir ne hatıraları vardı. Belki de ne uykusuz geceler geçirmiştir okurken… Ne acı bir şey…

Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunda görev yapan Alman paşaların hatıralarını arıyordum. Sordum. Bana hemen alt katta soldaki rafın alt sırasına bak deyince şaşırdım. Binlerce kitabın yerini az çok biliyordu. Rafa baktım. Birinci Dünya Savaşı’na ait kitaplar vardı ama aradığım kitaplardan yoktu. Kitapları incelerken zaman su gibi aktı. Dostum gelmiş, meraklanıp arayınca farkına vardım. Eve dönünce merak edip internetten inceledim. Bayram Bey, daha önce el arabalarında, tezgahlarda, pazarlarda eski kitap alıp satıyormuş. 2000 yılında dükkan açmış. Üsküdarlıymış… Belli ki ya kendini müthiş geliştirmiş veya sıkı bir eğitim görmüş ama yaşam kendisini bu işlere sürüklemiş… Bilmiyorum. Kendisiyle uzun uzun sohbet etmek isterdim. Umarım bir dahaki sefere…

Haftasonu da Almanya’da yaşadığım Frankfurt’ta geleneksel Main Kıyısı Festivali düzenlendi. Festivali her yıl milyonlarca kişi ziyaret ediyor. Müzik’ten gastronomiye, sanattan temsile her şey var nehrin iki yakasında… Goethe’nin kenti olan Frankfurt’ta ister bit pazarı olsun ister sokak, cadde festivali olsun mutlaka sahaflar için bir bölüm ayırmak gelenek… Bu festivalde de bir bölüm sahaflara ayrılıyor… Ben de gün boyu sahafları gezdim. Alman Birliği’nin kurucusu Otto von Bismarck’ın hayatıyla ilgili 1895 basımı bir kitabı pazarlık edip aldım. Eski kitap alırken son zamanlarda anı, tarih
ve biyografi türüne ağırlık veriyorum. ‘Demir Şansölye’ olarak nitelendirilen von Bismarck (1815 – 1898) Almanya’nın güçlü bir imparatorluğa dönüşmesinde en önemli rolü oynayan devlet adamıdır.

Sahaf geleneği Türkiye’de Almanya’ya göre daha güçlü… Şimdilik eski kitapların yanısıra güncel ikinci el kitaplar da satarak yaşamaya çalışıyorlar. Almanya’da ise bu işi ağırlıklı daha çok internet üzerinden yürütüyorlar. Sahaflar Çarşısı yok… Oturduğum mahallede böyle bir Alman sahaf var. Internette satıyor. Evinin arkasındaki avluda büyük bir deposu var. Benim kitap merakımı biliyor. Bir süre önce kafede buluşup sohbet etmiştik. Hayatını, kitap sevgisini anlattı. Uzun hikaye… Bir yaşlı müşterisi varmış. Bir gün telefon etmiş. Demiş ki ‘Şunu biliyorum. Ben ölünce ne çocuklarım, ne eşim, ne torunlarım ne de akrabalarım kütüphanemin değerini bilmeyecekler. Çünkü doğru dürüst düzenli kitap okumuyorlar. Şimdiden eşime, çocuklarıma vasiyet ettim. Haberin olsun. Adresini verdim. Ölünce kitaplarımı bu kişiye götürün, tekrar değerlendirsin dedim.’ Çok üzücü bir sohbet oldu ama belki de hayatın bir gerçeği… Onu dinlerken Üsküdar’daki Bayram Bey’in kitap kolilerini düşündüm. Bilemiyorum…