‘Gazeteciden dost olmaz mı?’ tartışması.. Ankara’da gazeteci olmanın dayanılmaz hafifliği.. Siyasetçinin medya ile imtihanı..

ANKARA’DA GAZETECİ OLMANIN DAYANILMAZ HAFİFLİĞİ..
SİYASETÇİNİN MEDYA İLE İMTİHANI…

ANKARA.. Mesleğe başladığım şehir.. Muharrem İnce-İsmail Küçükkaya polemiği ortaya çıkınca, düşündüm uzun uzun.. Meslek açısından. Efendim, “İnce seçim kaybettiğini niye O’na söylemiş”,, ” O niye bu bilgiyi paylaşmış”..

Benim için yadırganır bir durum değil bu.. Çünkü; meslekle ilişkim, benden önce Ankara’da gazeteciliğe başlayan ağabeyim nedeniyle zaten vardı, arkadaşlarının çoğunu da tanırdım. O havalı ve her kapıyı açan ilişkiler beni bu işe bulaştıran önemli etkenlerden biri oldu..

Sonraki yıllarda Star TV Ankara’da çalışmam da, Başkent’de gazetecilik nedir,, daha iyi anlamam için yetti de arttı bile..

Orada gazetecilik, parti muhabirliği ile şekillenir.. Bakmayın siz Parlamento Muhabirliği gibi afili bir ad konmasına.. O aslında bir partiye angaje olmak, o partiden sözde özel haber çıkarmak adı altında, sözcülük yapmak gibidir..

İzlediğiniz partideki siyasi, mesajı sizin üzerinizden verirken “BECAYİŞ” yapılır.. Siz haber çıkarmış, o da istediğini söylemiş olursunuz..

Öte yandan bu ilişki, bir süre sonra çalıştığınız gurupta öne çıkmanızın yolunu açar ve patronun sizi el altında tutmasını sağlar.. Çünkü patron, sizin kanalınızla istediği zaman siyasilerle temas kuracaktır..

Dikkat edilmesi gereken ayrıntı burada gizlidir.. Bu girift hal, siyasi ve patronunuz arasında mesaj taşımaya döndüğü an artık dötü-başı dağıtmaya başladığınız noktadır..

Neyin haber olduğu, neyin olmadığı karışmaya başlamıştır zihninizde.. Aldığınız her mesajı, (hele ki şöhret basamaklarını hızla tırmanmaya başladıysanız) karıştırır duruma gelmiş, ETİK denen kavramı da unutmuşsunuzdur..

Haber kaynağınız siyasinin, MARKA İSİM taşıyor olması en tehlikeli durumdur.. ilişkinizi iyi tutmak, size ilerde o parti içinde ikbal vaadediyorsa, tam sıçtınız demektir..

Artık ayaklarınız yere basmaz, hem kurumunuz, hem de parti için vazgeçilmez olduğunuz gibi bir hisse kapılmışsınızdır..

Bunu her seçim dönemi partilerden aday olan GAZETECİ bolluğundan da anlamak mümkün.. Son seçimde aday olan gazeteci sayısı bunun en önemli kanıtı..

Bu hatanın en fazla yapıldığı parti ise maalesef “CE HA PE”dir.. Yalaka medyada yer bulmakta zorlandıkça, seslerini biraz duyuran gazetecilere güvenmiş, aday yapmış, kimini MECLİSE taşımış, kimini en azından aday listesine koymuş, aday listelerinde gazeteci kuyrukları oluşmasına yol açmıştır..

İnce-Küçükkaya polemiği de işte bu yukardaki ayrıntılarda temel bulmakta. Biri, partisi ve partilisi dururken, seçim kaybı haberini bu kaypak zemindeki ŞÖHRET MERAKLISI’na iletirken hayatının en büyük hatasını yaptı.. Diğeri, ANKARA MEDYASI içinde kaybettiği ETİK değerlerinin kurbanı oldu..

SARAY yalakalarını burada yazmama bile gerek yok bu arada.. Onlar zaten SATTI, HEM ONURLARINI, hem meslek onurunu hem de ülkeyi SATTI ..

Seçimde aday başvuruları yapılırken, meslekten bir arkadaşım bir paylaşım yaptı.. Acayip güldüm ve durumun en kısa özetiydi aslında o.. İşte o paylaşım :

“ŞUNUN ŞURASINDA, ADAY OLMAYAN KAÇ KİŞİ KALDIK Kİ, BİRBİRİMİZE SAHİP ÇIKALIM ARKADAŞLAR”…

Engin BÜYÜKAVCI 
25 Haziran 2018 – İstanbul

Engin Büyükavcı

 

Patreon üzerinden desteğinizi bekliyoruz.