Canlı yayında rahatsızlandı.. Ünlü anchorman Zafer Arapkirli canlı yayındayken başına geleni anlattı

REKLÂM ARASI…

Keyifli iş benimki.. Olağanüstü keyifli.. Zor, meşakkatli..Ama olağanüstü keyifli. Haber veriyorum. Teorik olarak milyonlarca kişi ile rutin sohbet ediyorum. Yorum yapıyorum. Bilgi aktarıyorum. Programın tanıtımlarında da duymuş olabileceğiniz gibi, “Seyr-i Sabah’ta acaip eğleniyorum” bazen..

Ama bir o kadar da ağır. Hele ki, “sabah yalnızı” isen. Sabah programlarından birini (mesleki tabirle drive time) yapıyorsan, büyük sorumluluk isteyen iştir.

Kendi kendini yataktan kazıyarak kaldırır, gözünün çapağı ile yola çıkarsın. Sabah ezanını okuyan müezzin, gece bekçileri, gözleri yarı açık uyuyan sokak köpekleri ve kedileri, gececi taksiciler, acil servisciler ve biz…

Girer stüdyoya yaparsın yayınını.. Birkaç saat önce annen ölmüştür mesela.. Ya da kız arkadaşın “kapatmıştır devreleri”. Veya herhangi bir şeye bozuktur kafan.. Veya miden… Gireceksin o stüdyoya ve yapacaksın yayını.

Bu sabah da öyle sabahlardan biriydi. Ve 40 yıllık yazı-çizi, 27 yıllık da mikrofon-kamera-stüdyo hayatımın en zor yayınlarından biriydi.. Çünkü ambulans ve hastanede sonlandı.

Şiddetli bir baş dönmesi ve bulantı ile, tam 4 kez “reklam arası” vermek zorunda kaldım. “Reklam” dediğim, stüdyo yönetmenim Onur Er ‘in endişeli bakışları arasında, bildiğin “lavaboya koşuşturma” molası. Çocukcağızın, bir eli mikrofonun switch’inde bir eli de “reklam-tanıtım bantlarını” gireceği bilgisayarın mouse’un daki diken üstü halini görmeliydiniz.

Gazeteleri zar zor tamamlayıp, konuğumuzu da canlı yayına alıp, son nefesimle röportajımı da yaparak, 1,5 saat sonunda “Final müziğimiz bugün Sıla’dan…” anonsunu yaptıktan sonrasını zar zor hatırlıyorum. Haber sunucumuz sevgili Mehtap’ın kriz aralarından birinde fedâkârane yetiştirdiği (sonra da zavallım, mideden dışarı atılışını duyduğu) “Emedur”u, apar topar götürüp yatırdıkları toplantı odasını, odadaki masanın üzerinde duran Türk ve Rus bayraklarını, sarı üniformalı ambulans personelini, asansöre taşınmama yardımcı olan sevgili güvenlikçi kardeşlerimi, koluma girip bana acil servislerde saatlerce eşlik eden Günce kızımı,ve acildeki (Afgan? Özbek?) doktoru.

Gerisi, siren sesi-serum-iğne-kan vesaire.

Ambulanstaki sağlık görevlisi miniminnacık genç kızın sürekli “İyi misin AMCA?.. İyi misin AMCA?” (amca senin babandır) deyişi haricinde iyiyim..

Merak edenlere, arayan soran dostlara teşekkür ederim.
Zor iştir sabah yalnızlığı.
Ama işimi derin bir aşkla (kocaman bir aşk) seviyorum.
2 saattir bana evdeki kedisi Mocha muamelesi yapmaktan bıkmayan sevgili evladım Elif Sudagezer ‘in sürekli parmak sallayan ve “Kesinlikle araba kullanmıyorsun bugün, bak!..” halleri olmasa…

İyiyim. No panic…
Kısacık bir reklam arasıydı..
Geçti. 🤕😷😵

Zafer Arapkirli

Patreon üzerinden desteğinizi bekliyoruz.