Kaptan gözüyle Kanal İstanbul..

Kanal İstanbul

Kanal İstanbul Hakkında.

Kanal İstanbul projesine yalnızca bir kaptan gözüyle bakmak benim nazarımda fikir edinmek için yeterli…

Okumak isteyenler için…

Tv de ve sosyal medyada Denizciliğin D sini bilmeyen zevatın yalnızca siyasi açıdan liderlerine destek vermek amacıyla yazdıklarını gördükten sonra bu hususta yazma gereği hissettim.

Öncelikle söz konusu projenin dünya üzerinde bir örneği yok. Şöyle ki doğal su yolunun yanına ikincil bir su yolu yapmak daha öncesinde hiçbir ülke tarafından gerçekleştirilmemiş.

Projeyi savunanlar tv de izlediğim kadarıyla Karadeniz de gemilerin 1 hafta demirde beklediğini yoğunluğun aşırı fazla olduğunu ifade ediyor.
Öncelikle buna cevap verelim. Bu kuyruklu yalan.
Zira Boğazlarda Kuzeyli ve Güneyli trafik kısıtlı görüş şartları haricinde açık. İstanbul boğazında istisnai durumlar haricinde yalnızca tek yönlü geçiş sağlanıyor.
Güneyden Kuzeye çıkışta Sektör Kadıköy’e, Kuzeyden Güneye inişte Sektör Türkeli’ye girişe 2 saat mesafede iken bilgi verilir.
Boğaz giriş saati verilir.
Ona göre sürat ayarlanır.
Drift’te beklenir.
Ya da demirlenir.
Bekleme süresi geminin seyre engel bir arızası yoksa maksimum 12 saattir.
Bu süreye kısıtlı görüş şartları dahil değil… ( Kısıtlı görüş: Görüşün 2 Deniz milinin altına düşmesi…)

Ayrıca gemilerin transit geçiş icin bekleme süresi 48 saat ten 7 güne çıkarılmış.
Bu demek oluyor ki transitin bozulma tehlikesi de yok.

Ek olarak Montrö gereği kılavuz zorunluluğu yok.
Gemiler istediği takdirde kılavuz alıyor.
Bu sebeple hiçbir gemi kılavuz zorunluluğu olmayan bekleme sıkıntısı yaşamadığı bir su yolunu bırakıp bir başka kanaldan seyir yapmaz.

Karadeniz de seyir yapanlar bilir.
Kuzeyli rüzgarları boğaz girişinde ekseriyetle mevcuttur.
Açılacak herhangi bir kanal sürekli bu rüzgarın etkisi ile dolacaktır.
Bu da sürekli bir dip taraması ve derinlik için mesaha gerektirir.

İleri ki yıllarda öngörülebilecek bir yoğunluk bile gayri ciddidir.
Zira bu gözler Karadeniz in en büyük limanları olan Rusya nın Novaroski ve Romanya’nın Köstence limanları’nın 3 te 1 dolulukta olduğunu gördü…
Navlun fiyatlarının düşüklüğü sektöre büyük darbe vurdu. Bırakın yoğunluğun artmasını Türk armatör bile daha az maliyeti olması sebebi ile filipinli personel istihdam etmeye başladı…

Son olarak bu projeyi Süveyş kanalı ile aynı kefeye koyanlar var. Onlara da gülüyorum.
Zira söz konusu kanal Kızıldeniz ile Akdenizi birbirine bağlıyor. İkinci bir alternatif yok.
Bu kanalı kullanmadan bir gemi aylar süren seyir sonucunda Kızıldeniz, Arap denizi ve Hint Okyanusuna ulaşıyor…
Bu kanal yakın tarihte genişletildi.
Sırf genişletmek bile 5 milyar dolara mâl oldu. Kanalın yıllık getirisi bu masrafı karşılıyor.

Kanal İstanbul bu ülkenin sırtına yük olmaktan başka bir işe yaramaz. Yapılabilirliğini mümkün görmüyorum.
Amerika’nın eline bir şeker verip Rusya’yı örtülü olarak hizaya sokma anlamı taşıyor.

Kaptan Cihat GÜNDOĞDU

Kaptan Cihat Gündoğdu