Deniz yollarının zaman tüneli.. Deniz Kartalı Gökhan Karakaş’ın haberi..

Deniz yollarının zaman tüneli

Türkiye’nin sivil denizcilik tarihini anlatan 400 parçadan oluşan eserler Rahmi M. Koç Müzesi’nde sergileniyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılından cumhuriyetin gelişme dönemine kadar yaklaşık 150 yıllık süreyi kapsayan süreçte toplanan kartpostal, bilet, tarife, fotoğraf ve gemilerdeki eşyalardan oluşan sergi 29 Eylül’e kadar gezilebilecek. Objeler 1843 yılından 2006 yılına kadar olan dönemi kapsıyor.

Unutulmaz genel müdürün sakladığı objeler

Denizcilik Bankası’nın unutulmaz genel müdürü Celalettin Erol’un oğlu Mehmet Reşit Erol’un uzun yıllardır biriktirdiği, sivil denizcilik eşyaları kapsamlı bir sergi ile adeta zaman tüneline dönüştü. Erol’un kişisel koleksiyonunun yanı sıra bağışçıların desteğiyle sayısı 400’ü geçen eşyalar, Türk sivil denizciliğinin günümüze nasıl geldiğini anlatıyor. Yandan çarklı vapurlarla başlayıp kömürle çalışan şehir hatları gemilerine daha sonra da modern yakıtlı gemilere dönüşen sivil denizciliğimizin evrimi,  genç Türkiye Cumhuriyeti’nin deniz yollarına verdiği önemi de kanıtlıyor. 1843 yılından 2006 yılına kadar geçen süreci nostalji duygusuyla anlatan  ‘Seyr-i Sefain İdaresi’nden Türkiye Denizcilik İşletmeleri’ne’ adlı sergi, Seyri Sefain Dairesi, Şirketi Hayriye, Denizbank, Devlet Deniz Yolları ve Denizcilik Bankası gibi devlet kurumlarının görsel hafızasını ortaya koyuyor.

“Doğuma gittiğim bileti saklıyorum”

Babası Celalettin Erol’dan kendisine kalan eserleri çocukluğunda inceleyerek ilgi duyduğu deniz yollarını anlatmayı istediğini söyleyen Mehmet Reşit Erol, “Annem beni Kabataş-Üsküdar hattında çalışan Karamürsel adlı vapurla doğuma götürmüş. Gemide doğmak üzereyken hastaneye yetiştirilmişim.” dedi. Erol, “ Bu yolculuğun bileti de sergide. Sergi aslında aile geçmişim ve aile yadigarı eserleri halka tanıtmak istedim. Hurdacılardan ve müzayedelerden topladığım objelerin yanı sıra bağışçılarla zenginleşen bir sergi.” dedi.

“İstanbul denizden daha çok faydalanmalı”

Erol, “Gemi inşaatı yüksek mühendisi babamın görevli olduğu Japonya’da Türkiye’ye gemi yapan tersaneye beni de götürmesi tutkuya dönüştü. Aileme ait arşivi incelemeye ve araştırmalar yapmaya başladım, özellikle Denizcilik Bankası T.A.O. dönemi ile ilgili objeleri, belgeleri derlemeye, toplamaya çalıştım. Türk sivil denizciliğinin önemli bir dönemini kapsayan bir koleksiyonu yıllar içinde bir araya getirebildim. Sayın Rapmi Koç bu sergiyi açarak bizi çok mutlu etti.” diye konuştu. Sergiyi Ali Bozoğlu’nun desteğiyle hazırladığını söyleyen Erol, “İstanbul’da denizden yeteri kadar faydalanılmadığını düşünüyorum. Denize gereken önemi vermemiz lazım. Çünkü gemi nereye giderse gitsin Türk toprağıdır, bayrağını taşır. Bir limana girerken kendi toprağınızla gidiyorsunuz.” dedi.

Gökhan Karakaş

Milliyet Gazetesi