‘Akdeniz’in prensesleri‘ Deniz Kartalı Gökhan Karakaş’ın keyifli bir haberi

Gemi Akdeniz

Ali Bozoğlu, Akdeniz’e damga vurmalarına rağmen hiçbirisi korunmayan 52 Türk gemisinin hikâyesini, “Akdeniz’de Ay Yıldızlı Gemiler’ adlı kitabında anlattı…

Gemi Akdeniz

Gökhan Karakaş – İstanbul – Milliyet Gazetesi

Akdeniz’e bin 542 kilometre kıyısı olan Türkiye’nin deniz tarihine damgasını vuran gemiler, Ali Bozoğlu tarafından derlendi. İMEAK Deniz Ticaret Odası İzmirŞubesi’nin desteğiyle yayımlanan “Akdeniz’de Ay Yıldızlı Gemiler” adlı kitapta, barındırdığı derin hatıralara rağmen hiçbirisi korunmayan 52 geminin hikâyesi anlatıldı.


Yüzen temsilci S/S Karadeniz

Yolcusundan kamarotuna binlerce kişinin hatıralarına sahip 52 geminin en ünlüsü S/S Karadeniz. Gemi, Türkiye Cumhuriyeti’ni Avrupa’ya anlatmak isteyen Atatürk’ün emriyle 1924’te Hollanda’dan 4 bin 200 İngiliz pounduna alınmıştı. Haliç Tersanesi’nde fuar gemisine dönüştürülen Karadeniz’in salonuna, Anadolu’dan gelen yöresel ürünler konulmuştu. Ambarlarında Kayseri’den et ürünleri, Kütahya’dan çiniler, Bursa’dan ipekli kumaşlar, BeykozKundura Fabrikası’ndan deri ayakkabılar, Ankara’dan tiftik keçisi, Kastamonulu Hacı Bekir’den lokumlar olan Karadeniz, bir kültür elçisiydi. İstiklal Marşı’nın bestecisi Zeki Üngör şefliğindeki orkestrayı, ilk kadın milletvekilimiz Mebrure Gönenç’i ve ilk kadın heykeltıraşımız Nermin Halki’yi de taşıyan gemi 1926’da 12 ülkenin 16 limanında Türkiye’yi anlatmıştı.

Gülcemal

Türk transatlantiği Gülcemal

İrlanda’da 1874’te yapılan 142 metre boyundaki Gülcemal, ABD’ye giden Türk bayraklı ilk gemi olarak denizcilik tarihine geçti. Padişah Mehmet Reşat’ın annesinin ismini taşıyan Gülcemal, hastane gemisi görevini 1920-21 yılları arasında Köstence-İstanbul-New York seferleri ile taçlandırdı. Atlas Okyanusu’nu 22 günde geçen Gülcemal, her seferinde Rusya’dan kaçan Yahudileri kurtarmıştı.

Gemi Akdeniz

Lüks yolcu gemisi: Akdeniz

Almanya’da yapıldıktan sonra 1956’da teslim alınan ‘Akdeniz’ 145 metre boyundaydı. Lüks, hususi, birinci mevki, ikinci mevki toplam 96 kamaralı gemi, ilk kadın gemi hosteslerine kapı açmıştı. Gemi, Akdeniz limanlarını dolaşırken, en az iki dil bilen kadın hostesler genç Türkiye’nin aydınlık yüzüydü. Sadece Akdeniz’de 11 ülkedeki 16 limana giden ‘Akdeniz’ 1989’da yenilendi. Ama 2016’da sökülerek eritildi.

Aşk gemisi

Aşk gemisi: İstanbul

ABD’nin Marshall yardımıyla 1949’da Türkiye’ye gelen dört yolcu gemisine Ankara, Tarsus, Adana ve İstanbul isimleri verildi. 123 metre uzunluğundaki S/S İstanbul, yıllarca 89 kamarasıyla 288 kişiyi mavi yolculuğa çıkardı. İsmini taşıdığı şehirden Akdeniz limanlarına giden vapurda bazen Cumhuriyet’in kıyafet devriminin kanıtı balayı çiftleri, bazen portakallarını satarak Mersin’e dönen toprak sahipleri oluyordu.

Çağın yansıması: Gökçeada
İkinci Dünya Savaşı’nın ardından yaşanan otomobil devrimine denizde feribot devrimi cevap verdi. Otomobil çağına ayak uydurmaya çalışan denizyolları, 1972’de Gökçeada feribotu ile Marmarave Ege adalarının yanı sıra KKTC’ye arabaları götürmeye başladı. Almanya’daki gurbetçileri İtalya’dan Türkiye’ye getiren Truva feribotu da dönemin ünlüsüydü. Gökçeada, yolcularının taktığı “Takunya” lakabıyla Türk sivil denizciliğinin sembol feribotu oldu.

Gemi Gülcemal

Hastane gemisi: Ankara

Japon uçakları, 8 Aralık 1941’de ABD’nin Pearl Harbor limanına saldırı düzenlerken limanda 87 gemi vardı. Uçaklar 96 gemiyi bombalarken, üzerinde Kızılhaç işareti taşıyan hastane gemisi hedef olmadı. 1948’de satın alınan S/S Solace (Teselli) adlı bu gemi, S/S Ankara ismiyle hizmet etti. Ankara öylesine popülerdi ki aylar öncesinden bilet alınıyordu. Akdeniz hattının ardından Kuzey Buz Denizi’ne çıkan gemiden geriye sadece İstanbul Deniz Müzesi Komutanlığı’nda sergilenen dümeni kaldı.

‘Gemilerin ruhu vardır’

Çocukluğundan beri denize tutkusu olan “Akdeniz’de Ay Yıldızlı Gemiler” adlı kitabın yazarı Ali Bozoğlu, Türkiye Denizcilik İşletmeleri’nde çalıştığı 36 yıl boyunca her geminin kaydını tuttu. Kurumda, arşiv yeteneği ve tarih bilgisiyle tanınan Bozoğlu, her geminin ruhu olduğuna inandığını belirterek, “Bu gemilerin küpeştelerinde evlilik teklifleri yapıldı, kaptanlar çocuklarının doğduğunu köprü üstünde öğrendi. Almanya’da vatanhasretiyle çalışan gurbetçiler bu gemilere binmek için altı ay önce aldılar biletlerini. Hepsinde ayrı yaşanmışlıklar olmasına rağmen hiçbiri günümüzde yok. Tüm hatıralarıyla sökülüp eritildiler. En azından isimleriyle anılmaları için bu kitabı yazdım. Hikayelerini yazarken üzüldüm” dedi.

Doğum Yeri: Ordu Vapuru

Mehmet Uzunoğlu, 1951’de M/S Ordu gemisine annesinin karnında bindi. Giresun’a giden gemi fırtınada sallandığı için annesi bir hafta erken doğum yapınca, Uzunoğlu’nun doğum yeri Ordu gemisi olarak kayıtlara geçti. Doğum yerini soranlara ‘Ordu vapuru’ diyen Uzunoğlu, “Askerliğime kadar sorun yaşamadım. Ama resmi evraklarda ve işe girişlerde sorunlar oldu. Yine de denizle bütünleşmemi sağladı. Denizlerde huzur bulmam bir vapurda dünyaya gelmemden kaynaklanıyor” dedi.

Kartal

Sadece ‘Kartal’ yaşıyor

Hollanda’da 1911’de yapıldıktan sonra İstanbul’u işgal eden Fransızlar tarafından getirilen Enterprise, kitabın özel bölümünde. Atatürk’ün 13 Kasım 1918 günü işgal donanmasını görmesi üzerine güvertesinde “Geldikleri gibi giderler” sözünü söylediği istimbot, Kartal adıyla koruma altına alındı. ‘Milliyet’ gazetesinin ıssız bir koyda bulduğu Kartal, kitapta adı geçenlerden günümüze kalan tek gemi.

Kaynak: Milliyet Gazetesi