Sevgiliniz ölürse ne yaparsınız?.. (1) Adnan Sökmen yazdı

(3 bölümlük hikâye)

SEVGİLİNİZ ÖLÜRSE NE YAPARSINIZ?.. (1)

Evden çıktığımızdan beri konuşuyordu…
Kahvaltı ederken başlamıştı aslında kavgaya…
Hemen hemen aynı şeyleri tekrarlayıp duruyordu…

Ve ben de aynı şeyi yapıyordum, bir bakıma!..
Hayır, ona karşılık vermiyordum…
Sadece dinliyordum…
Hiç itiraz etmiyordum söylediklerine…
Hatta arada, hafif tebessüm ederek onaylıyordum bazı cümlelerini…

Galiba bu tavrım onu daha da kızdırmıştı…
Sesinin tonunu yükselttikçe yükseltiyordu…
Ama ben yine de sakinliğimi koruyordum…

İyice öfkelendi!..
Şimdi hem bağırıyor, hem de başını çevirip bana kin ve nefretle bakıyordu…
“Önüne dön, araba kullanıyorsun” dedim, yumuşak bir ses tonuyla…

Aslında bu “ikazımı” tamamlayıp tamamlamadığımı hatırlamıyorum!..
Büyük bir gürültü duydum…
Sonrası uzun bir sessizlik ve koyu bir karanlık!..

***
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum…
Beyaz ve geniş bir koridorlardaydım…
Duvara monte edilmiş üç lacivert sandalyeden birinde oturuyordum…
En uçtakinde…
Koridorda yürüyen telaşlı insanları görünce farkettim…
Burası bir hastahaneydi…

Yanımda biri daha vardı…
Sol eli hafifçe omuzumdaydı…
Başımı çevirip boş gözlerle baktım…
Bu, O’nun babasıydı…

Yarım dakika kadar birbirimize hiç bir şey söylemedik…
Eğer ilk o konuşmasaydı, ben saatlerce öyle durabilirdim; bundan eminim…
Ama ilk o konuştu…
Ve sadece iki kelime çıktı dudaklarından…
“Kızım öldü…”

Duymuştum o iki kelimeyi; lakin ne anlama geldiğini anlayamamıştım ya da anlamak istememiştim…
Aniden ayağa kalktım ve koridorun başındaki kapıya doğru hızlı adımlarla yürüdüm…

***

Dışarı çıktığımda, sert ve soğuk bir hava karşıladı beni… Suratıma tokat üzerine tokat atıyordu adeta rüzgâr…
Titredim….
Ceketimin yakasını kaldırırken, gömleğimdeki kan lekelerini fark ettim…
Parmaklarımı kanın üzerinde gezdirdim; kurumuştu!..

Sekiz, on basamaklı dış merdivenlerden inip caddenin karşısına geçtim…
Önce sağa, sonra da dönüp aksi istikamete doğru yürüdüm…
Hava kararmış ama cadde üzerindeki dükkân ve mağazaların ışıkları yanıyordu…
Saate baktım; 19:35’i biraz geçmişti…

Köşedeki bankanın önüne geldiğimde, tam tekrar karşıya geçmek için hamle yapmıştım ki, park halinde duran bir taksi gördüm…
Bindim…

Aracın içi sıcaktı, titremem birden durdu…
“Nereye gidiyoruz” dedi, 30 yaşlarındaki kirli sakallı taksici…
“Sigara içebilir miyim” dedim…
“Tabii” dedi…
Ardından bir kere daha sordu: “Nereye?…”
“Çakmak” dedim, “Verebilir misiniz?”…
Başını arkaya çevirip dik dik baktı bir kaç saniye….
Sonra ön konsolda duran çakmağı alarak bana uzattı…
“Karşıya gideceğiz” dedim, “Barlar sokağına…”

DEVAM EDECEK….

Adnan Sökmen

adnansokmen