Çok erken yitirdiğimiz büyük Karşıyakalı Dr. Bülent Zeren’in cenazesi 11.02.2019 Pazartesi günü saat: 11.00’de KSK Yelken Tesislerinde düzenlenecek törenin ardından öğle namazında Beşikçioğlu Camii’nden kaldırılacaktır.
Hepimizin başı sağ olsun…
Işıklarda yatsın…

Vehbi Moğol

Dönemin Cumhuriyet Gazetesi yazarı Orhan Can 16 Şubat 2018 tarihli “Bir Karşıyaka masalı” başlıklı yazısında  hem Karşıyakalıları hem de Spor hekimliğinin önde gelen ismi Karşıyakalı Doktor Bülent Zeren’i böyle anlatmıştı:

Dönemin Cumhuriyet Gazetesi yazarı Orhan Can 16 Şubat 2018 tarihli “Bir Karşıyaka masalı” başlıklı yazısında  hem Karşıyakalıları hem de Spor hekimliğinin önde gelen ismi Karşıyakalı Doktor Bülent Zeren’i böyle anlatmıştı:

Yazının Cumhuriyet Gazetesi linki:

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/927480/Bir_Karsiyaka_masali.html

Orhan Can’ın 16 Şubat 2018 tarihli “Bir Karşıyaka masalı” başlıklı yazısı şöyleydi.

“Ben İzmirlileri çok severim, ama Karşıyakalıları daha çok severim çünkü annem İzmir Karşıyaka’da yatıyor…”
Atatürk İzmir’de yaptığı konuşmada böyle diyordu.
Belki de bu yüzden 2 defa ziyarete gitti Karşıyaka Spor Kulübünü…
Atatürk’ün bu sevgisine karşı belki de bu yüzden, ilk defa Karşıyakalılar başlattı tribünlerinde “İzmir’in dağlarında çiçekler açar” marşı akımını…
Sonra, sonra dalga dalga yayıldı Türkiye’deki diğer tribünlere.
Tüm Türkiye, Atatürk’ün annesine “Zübeyde Hanım” der, Karşıyakalılar ise kendi topraklarında yattığı için “Zübeyde Anne” der..
E o yıllarda, İzmir’in dağlarından bakıldığında “Yemyeşil” ağaçların arasında sadece “Kırmızı” kerpiçli evler göründüğü için “Yeşil – Kırmızı” olmuş renkleri…
Futboldan daha çok basketboldan anlayan basketbol sevdalıları…
Yediden yetmişe, hakemlerden daha iyi biliyorlar basketbolun kurallarını. Beşiktaş’ın entelektüel “Çarşı Grubu”ndan da daha “fanatikler”! Misal, “Karşıyaka Fikir Kulüpleri” var. Haftanın birkaç günü toplanıp, entelektüel fikir alış-verişinde buluyorlar. Misal “Dem Akademisi” adı altında geniş grupları var.
Toplanıyorlar, saat 19.12 oldu mu, ilk kadehlerini havaya kaldırıyorlar…
Yıl 1912’dır. Balkan Savaşı ve İttihat Terakki yılları…
İzmirli bir kulübün kuruluş yılıdır bu!
“Gâvur İzmir” ya.. Gençler, Rum gençlerine karşı spor hareketine bu kulüp adı altında başlarlar.. Bunlardan birinin adı Zühtü Işıl’dır. İdadi öğrencisi. Yani, lise öğrencisi. Esir düşer Filistin Cephesi’nde. İngiliz subaylara karşı futbol takımı kurar ama…
Adı: Karşıyaka’dır…
Sloganları basit, “Karşıyaka’da doğduysan, Karşıyaka’yı tutacaksın”!
Sevda böyle köklü olunca da profesörü, sporcusu, gazetecisi, avukatı, teknesiyle dünyayı gezen ünlü yelkencisi, esnafı Karşıyakalılıkta birleşiyor.
Bir küçük örnek daha size…
Karşıyaka’daki Disadora Köşkü…
Karşıyaka Spor Tarihi Müzesi orada…
Spor Hekimi Doktor Bülent Zeren tarafından satın alınmış.
Muayenehanesinin üst katını karşılıksız olarak müze yapmış.
“Ne kadar para harcadınız” diye sordum,
Doktor Bülent Zeren
“Bunun bir karşılığı yok, inanın hiç de hesaplamadım ne kadar para harcadığımı. Böyle şeylerin bedeli olmaz ki” diye yanıtladı.
Ücretsiz gezebilirsiniz.
Durum böyle olunca da insan biraz kıskanıyor tabii Karşıyakalıları…
Hele bir de “Bombacı Ali Çavuş”ları var ki sormayın…
Yunan işgali sırasında İzmir’in kurtuluşu için İzmir’e kuzeyden giren ilk milis güç komutanı.
Karşıyaka Alaybeyli… Gurur duydukları kişi… Orta yaş grubunun sohbet bile ettiği kişi.
Neyse, onu da sonra anlatırım…
En Kalbi Muhabbetlerimle…
Ben CAN; Orhan Can…