Bir basın Mehmetçiğini kaybettik !.. Bakın nasıl bir gazeteciyi kaybettik.. Cemil Özyıldırım’ın kaleminden ‘Altının değerini, ancak kuyumcular anlar’ yazısı

Mehmet Biber

Bir basın Mehmetçiğini kaybettik !..

Efsanevi boksör Muhammed Ali ezeli rakibi Foreman’ı devirdiğinde, Martin Luther King Washington’da ünlü ‘’Barış yürüyüşünü’’ yaptığında, Başkan Nixon’un Sovyetler Birliğini ziyaret ettiğinde, Naim Süleymanoğlu rekorları altüst eden halteri kaldırdığında, o hep orada idi.
Birleşmiş Milletlerin pek çok önemli toplantısı, onun görüntüleri ile izlendi.
10 yaz, 7 kış olimpiyatına ve dünya şampiyonalarına, elinden düşürmediği makinasının vizöründen bakmakla kalmadı, Nixon, Ronald Regan, George Bush, Muhammed Ali, Adnan Menderes, Celal Bayar, Turgut Özal, Şah Rıza Pehlevi gibi sayısız devlet adamının siyasi yaşamını, fotoğrafları ile hep o belgeledi.
Sonradan kitaplaşan ve kendisine haklı bir ün kazandıran Hac resimleriyle National Geographic dergisine kapak olan tek Türk foto muhabiri yine o idi.
Yüreğimize biber ekerek 5 Haziran 2019’da yaşamını sürdürdüğü Virginia’da hayata gözlerini yuman bu ünlü gazeteci, Amerika’da sayısız ödüllerle taçlandırılırken, Türkiye’de sadece kitaplaştırdığı “Kutsal Topraklara Seyahat: Hac” albümü ile 1977 yılında Sedat Simavi Vakfı yarışmasında, birincilik ödülü aldı.
Üstelik Amerika’ya yerleştikten sonra Türkiye’de bir gazetede kullanılan fotoğrafları için telif hakkı arayışı da, onun için en büyük üzüntü kaynağı oldu.

19 yaşında deklanşöre bastı..

Sürekli Basın Kartı sahibi Mehmet Biber’den söz ederken, onu meslek yaşamını da özetleyerek anlatmak gerekiyor:

1931 yılında Romanya Eskicuma’da doğdu. 4 yaşında iken ailesi Bursa’ya göç etti. Birinci (Atatürk) İlkokulunda öğrenimine başladı.
Eğitimini Tophane Sanat Enstitüsü’nde tamamladı. Gazeteci olmak istiyordu. Foto muhabirliğini seçti. 1950’li yılların başlarında İstanbul’a geldi. İlk kez deklanşöre bastığında 19 yaşındaydı .
Ant Gazetesi’nde, kısa süre çalıştı. Asıl kariyeri İstanbul Fotoğraf Ajansı’nda başladı. Kısa sürede gazete fotoğrafçılığı alanındaki üstün yetenekleriyle tanındı, basınının aranan isimleri arasına girdi. İlk fotoğraflarını 1952 yılında İstanbul Express için çekmeye başladı.
Foto muhabirliğinin yanı sıra TV kameramanı olarak kısa sürede yurt dışında da tanındı.
Bunte, Stern, Time, GEO, National Geographic Magazin gibi dünyanın önde gelen dergilerinde fotoğrafları yayımlandı.
1962 yılında Dünya Güreş Şampiyonası’nı izlemek için Amerika’ya giden Mehmet Biber, renkli film sistemini öğrenmek için orada kaldı.
Kodak firmasından iki kez (1963, 1964) birincilik ödülleri kazandı.
Amerika’ya yerleşme kararı alınca New York’ta ‘’Biber Ajans ve Reklam şirketini kurdu ve yönetti. Gazetecilik yaşamını Washington VA Annandale’de sürdürdü.
1996 Atlanta Olimpiyatları sırasında Leica’nın en yeni televat objektiflerini denedi. Bu çalışmaları Leica International’ın üç lisanda yayınlanan edisyonlarında yer aldı.

Haç fotoğrafları ile taçlandı

1968 yılında Alman Bunte dergisinde yayınlanan hac foto röportajının ardından, National Geographic ve Geo gibi dergilerden aldığı teklifler üzerine kutsal topraklara ikinci kez giden Mehmet Biber, hac çalışmalarını daha sonra toparlayarak, ‘’Kutsal topraklara seyahat: Hac’’ adlı kitaplaşan fotoğraf albümünü hazırladı.
Bu çalışması ile dünyanın tanınmış fotoğraf ustaları arasında anılmaya başladı.
Kitabın hazırlanışında Diyanet işleri Başkanlığının da katkısı oldu.
Aslında mesleğe spor muhabiri olarak başladığını belirten Biber, gazetecilik yaşamından şöyle örnekler veriyordu:

‘’Foto muhabirlerinin hep önde, olayın içinde olma tarafı beni kendine çekti.
İşe başladığım dönemde ajansta yatıp kalkardım.
İstanbul Express bir okul gibiydi. Sami Kohen, Halit Kıvanç hep birlikte çalıştık.
Büyük format makinelerle çalışıyordum.
Gittiğim her iş için tek bir kare çekme şansım vardı.
Şimdi her şey çok kolay, kimse ne kadar çektiğini sormuyor Spordan politikaya her alanda fotoğraf çektim.
Aynı dönemde NBC televizyonu için de kameramanlık yaptım.
Türkiye’de henüz televizyon yoktu.
Fakat ben NBC için haber görüntüsü çekiyordum.
Boğaz’dan Rus gemilerinin geçişi, Kissenger’in Türkiye gezisi derken hem fotoğraf, hem de video görüntüsü olarak sayısız olayı belgeledim.”

“Hürriyet’e çok şey verdim; karşılık alamadım”

1962’de Dünya Güreş Şampiyonasını izlerken, çalıştığı gazeteden izninin uzatılmasını isteyen Mehmet Biber, talebine bir türlü cevap alamadı.
Ne var ki 6 ay sonra işe gelmediği için tazminatsız olarak işten çıkarıldığına dair bir mektup gönderildi.
Bu nedenle Amerika’ya zorunlu olarak yerleşen Biber, 1971 yılına kadar New York’ta Birleşmiş Milletlerde bir süre çalıştı.
Bu sürede eşi Krista ile tanıştı ve evlendi.
Çift, 1971’de Türkiye’ye geri döndü. Ancak Mehmet Biber’in yurt dışı gezileri devam etti.
Suudi Arabistan’dan Almanya’ya kadar birçok ülkede foto muhabirliği yapan Biber’in fotoğrafları, National Geographic, Geo, Time, Stern, Alfaysal ve Der Spiegel gibi önemli uluslararası yayınlarda çıktı.
Mehmet Biber Türkiye’de Bülent Ecevit, Turgut Özal ve Necmettin Erbakan gibi birçok devlet adamının yurt dışı gezilerini de takip etti.

Sadece işimi yaptım

“Yaptığım işlerin çığırtkanlığını hiçbir zaman yapmadım. Sadece işimi yaptım. Ben sanat fotoğrafçısıyım ya da foto muhabiriyim diyerek ortalıkta dolaşmadım’’ diyen Mehmet Biber, Türkiye ve çevresinde olup biten tüm olayları Time, Stern, Der Spiegel gibi dergilerine de gönderdi. Biber şöyle devam ediyor:

‘’Türkiye’den kimse yaptığım işlerin farkında değildi.
Oysa Leica gibi bir firma, bana lens gönderiyor, makine gönderiyor;
‘lütfen deneyin ve değerlendirin’ diyor. Türkiye’de yeterince destek görmediğimi söyleyebilirim.
Yalnız 1992- 1995 yılları arasından Hürriyet Gazetesinin sahibi Erol Simavi, fotoğraf editörlüğü sistemini Hürriyet’e kurmam için çağırdı.
1975-1982 yılları arasında da Hürriyet Gazetesi ile Hürriyet Haber Ajansı’nda görev yaptım. Hürriyet’e çok şey verdim, fakat karşılığını alamadım.
Mesela Küba o dönemde dünyaya kapalıydı.
Türk gemileri Küba’ya buğday taşıyordu.
Gazeteye yazdım ve bu işi organize etmelerini istedim. Bir cevap gelmedi.
Gökşin Sipahioğlu, aynı yöntemi kullanarak Küba’ya gitti.
En çok üzüldüğüm olaylardan biridir bu”

1982’den sonra tekrar ABD’ye dönen Mehmet Biber, serbest gazeteci olarak foto-röportajlar gerçekleştirdi. Fotoğrafları National Geographic’de kapak olarak yayınlandı.
Yurtiçi ve yurtdışı fotoğraf yarışmalarında çok sayıda ödül sahibi olan Mehmet Biber’in serbest foto muhabiri olarak çalışmaları Dünya’nın dört bir yanındaki sayılı dergiler ile birlikte Bunte, Stern, Time, GEO, National Geographic, Al Faysal, Der Spigel gibi dergilerde de yayınlandı.

Mehmet Biber, Amerika’nın Sesi’nde (VOA) konuk olduğu bir başka röportajında Türk basınının durumunu da pek iç açıcı görmediğini ifade ederek şunları söylüyordu:

“Basın, fabrika oldu. Her şey fabrikasyona döndü.
Patronlar kendi çıkarları doğrultusunda gazeteleri kullanıyorlar.
Politikacılar da onlarla müşterek çalışıyor.
Çalışanların durumu ise, daha kötü. Sigortasız çalışan onlarca insan var.
Foto muhabirinin makinesi kırılıyor, kimsenin umurunda değil.
Yapılan işe kıymet verilmiyor.
Ben National Geographic’in kadrolu elemanı olmamama rağmen, hacca giderken bile sigortam yapıldı. Fotoğraflarımı kullandıkları zaman bile ücretini ödediler.
40 yıldır girilemeyen Arnavutluk’a onlar için gitmiştim ve sadece bir hafta kaldım.
Dönüşte onuruma parti vermişlerdi.
Burada ilişkiler hem maddi hem de manevi olarak çok daha iyi.
Bakın hâlâ bir Türk gazetesi için çektiğim ve kullanılan fotoğrafların telifini almak için 1 yıldır uğraşıyorum ve alacağımı da zannetmiyorum.”
diye konuşuyor.

Elindeki binlerce fotoğrafı dijital ortama aktarmaya çalışan Mehmet Biber, kısa bir süre sonra internet ortamında herkesin hizmetinde olacağını da söylüyordu.
Bu arada taşıdığı ağır makineler yüzünden iki bel ameliyatı geçirmişti.
Buna rağmen Fotoğraf çekmeye devam ediyor bu meslekte insanın kıymetini, ancak kendisinin bilebileceğini söylüyordu.
Bunun için amatör bir heyecanı yaşamanın gerektiğine inanıyordu.
Mehmet Biber’ işte bu amatör heyecanının kaybetmeyerek hayata veda etti.
Cenazesi Lanham, Maryland’deki Diyanet Center of America’dan kaldırılarak toprağa verilecek.

NOT: Altının değerini, ancak kuyumcular anlar ..

Cemil Özyıldırım

Mehmet Biber

 

Mehmet Biber
Mehmet Biber