New York City.. 2013.
“Hadi Seycan ben geldim, görüşelim” dediğimde bu kadar şaşıracağımı bilmiyordum.
Simsiyah giysiler içinde sarışın güzel bir kadın beliriverdi karşımda.
Kıyafetine mi şaşırsam, o güzelim siyah saçlarının yerini alan sarışınlığına mı bilemedim. Ama asıl darbe ismini öğrendiğimde geldi.

– Eva Benim gerçek adım…
– Eva mı?
Şaşkınlığım boynundaki haçı görünce daha da arttı.

– Din mi değiştirdin yoksa?
– Hayır abi. Ermeni’yim ben.
Yıllarca birlikte çalıştığım bu kadının, Mira’nın annesin, kardeşim diye çağırdığım “Seycan”nın her şeyi yalan mıydı?
Şaşkınlığımı onun sözleri böldü yine:
– Annem hep bu isimle çağırdı bizi. Üzmesinler sizi, bilmesinler Ermeni olduğunuzu diye. Gerçek ismimi hiç kullanmadım ağabey… Korktuk…

O günü, Eva ile ikinci ve gerçek tanışmamı hiç unutmadım. Etnik kökenlerinden ve inançlarından dolayı insanların saklanmak zorunda kalmasından hiç bu kadar büyük bir acı ve utanç duymadım.

Bugün çarşamba biliyorum. Ama bu fotoğrafı görünce yazmadan edemedim.
Hoşgörünün ve dostluğun #tbt si olsun istedim.

Mehmet Arslan

Kaynak: Facebook